YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20793
KARAR NO : 2013/4971
KARAR TARİHİ : 19.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın kendisini … olarak tanıtarak Alanya’da kurbanlık hayvan sattığını, kendisine kurbanlık hayvan bulabileceğini söyleyerek katılanla tanıştığı, bu tanışmadan bir gün sonra katılanı … numaralı telefon hattından arayarak kurbanlık bir büyükbaş hayvan bulduğunu belirterek Alanya ilçe merkezinde buluşmaya davet edip bir yerde buluştukları, sözde kurbanlıklara bakmaya gidecekleri sırada sanığın, kurban bedelini Euro’ya çevirme teklifinde bulunduğu, tanıdığı dövizci olduğunu beyan ederek katılandan 2.000 TL para istediği, katılanın bu parayı sanığa teslim ettiği, sanığın parayı aldıktan sonra dövize çevirerek getireceğini beyan edip ayrıldığı, katılanın bir süre buluşma noktasında beklemesine rağmen sanığın geri gelmediği, suça konu telefonun sanık tarafından kullanıldığı ve belirtilen tarihlerde sanık ve katılan arasında yoğun telefon görüşmesi yapıldığının sabit olduğu, böylece dolandırıcılık suçunun işlendiğinin iddia edildiği olayda,
Sanığın, anlatılan olayları hatırlamadığını, katılanın da, aradan uzun zaman geçmesi nedeniyle zanlılar defterinden sanığı teşhis edemediğini belirtmesi, katılana soruşturma ve kovuşturma aşamasında kendisini dolandıran şahsın sanık olup olmadığı hususunda herhangi bir canlı teşhis yaptırılmamış olması karşısında, katılan ile sanığın mahkemede yüzleştirilerek, suçu işleyen kişinin sanık olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, bu mümkün olmadığı taktirde sanığın teşhise elverişli önden ve yandan yeni çekilmiş fotoğraflarının temin edilerek katılana kesin teşhisinin sağlanmasından sonra toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiren, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.