YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20898
KARAR NO : 2013/17310
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak Kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıklardan …’nin cep telefonuyla vatandaşları arayarak kendisini Cumhuriyet savcısı veya başkomiser olarak tanıtıp, aradığı şahsın telefon hattının veya kredi kartının terör örgütü elemanlarınca kullanıldığı, yakalanması amacıyla kendisinin bildirmiş olduğu banka hesaplarına para gönderilmesi veya telefon hattına kontör yollanması taleplerinde bulunmak suretiyle menfaat temin etmeye çalıştığı, sanık …’nin olay günü saat Bolu Tapu Müdürlüğünde tapu müdürü olarak görev yapan katılan …’ı katılanın kullanmış olduğu … numaralı cep telefonundan sanığın kendisi veya birlikte hareket ettiği kimliği tespit edilemeyen şahıslardan birisinin kullandığı … numaralı cep telefonu ile arayarak kendisini Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli başkomiser … olarak tanıtarak, katılan …’a kendisine ait kimlik bilgilerinin terör örgütünün eline geçtiği, adına çok sayıda telefon hattı çıkartıldığı, bu hatlardan bir tanesiyle jandarma karakol komutanının tehdit edildiği, yine kendisine ait kimlik bilgileriyle bankalara müracaat edilerek kredi ve kredi kartı başvurularının yapıldığı, organize bir çete tarafından dolandırılmasının söz konusu olduğu, soruşturmanın Bolu Cumhuriyet savcısı … tarafından yapıldığı ve Cumhuriyet savcısının talimatıyla kendisini aradıklarını, dolandırıcılık çetesine operasyon yapacaklarını, bu kapsamda çete üyelerinin Vakıfbanka kredi başvurusu yaptıklarında kendisinin onlardan önce davranmasını, Vakıfbanka giderek 40.000 TL tutarında kredi başvurusunda bulunmasını söylediği, ayrıca telefon irtibatını kesmemesini söyleyerek katılanı Bolu Vakıfbank Şubesine yönlendirdiği, kredi limitini doldurması için bir an önce kredi çekmesini daha sonra bu parayı da Vakıfbank Şubesine ait hesap numarasını vererek Cumhuriyet savcısı … ismine yatırmasını söylediği, tapu müdürü olan katılanın Bolu Adliyesinde … isminde bir Cumhuriyet savcısının olduğunu daha önceden duymadığından durumdan şüphelenerek Bolu Adliyesinde … isminde bir Cumhuriyet savcısı olmadığını adliyede çalışan bir görevliden öğrendiği, daha sonra katılanı arayan şahsa Bolu adliyesinde Cumhuriyet savcısı … isminde birisi bulunmadığından, parayı göndermeyeceğini söylediği, bunun üzerine katılanı arayan şahsın katılana kızarak “büyük bir operasyonu berbat ediyorsun, inanmıyorsan Cumhuriyet savcısı … şu an Valilik binasında Vali beyin yanında, git onunla görüş” dediği, bunun üzerine katılanın valilik binasına giderek protokol kapısı önünde beklediği sırada bu kez Valilik santralini arayan bir şahsın kendisini Cumhuriyet savcısı … olarak tanıtarak, “ valilik giriş kapısında … bey var, beni onunla görüştürün dediği, görevli polis memuru …’ın valilik bahçe kapısına çıktığında katılan …’ı gördüğü kendisine, “… bey siz misiniz? diye sorduğu, “evet” demesi üzerine telefonu ona verdiği, telefondaki şahsın katılana kendisinin Cumhuriyet savcısı … olduğunu ve arayan başkomser …’ın kendi talimatlarıyla çalıştığını, önemli bir soruşturma yürüttüğünü, onun talimatlarına uymasını söylediği, katılanın Cumhuriyet savcısı … ile görüştüğünü zannederek ve telefonda kendisini arayan şahsın beyanlarının çeşitli şekilde doğrulanması nedeniyle Bolu Vakıfbank Şubesine giderek kendisi adına kredi başvurusu olup olmadığını, kredi çekilip çekilmediğini sorduğu, görevli banka memurunun bilgisayarlardan bakıp katılana adına kredi başvurusu olduğunu, ancak ekranda başvuru formunu göremediğini söylediği, bunun üzerine katılanın kendisini arayan şahısların beyanlarına inanarak kendisi adına kredi başvurusu yapılmasını nazara alarak kendisini telefonla arayan şahısların söylediği hesaba para göndermek için 40.000 TL Vakıfbank Bolu Şubesinden kredi çekmek istediği, ancak banka görevlilerinin 40.000 TL kredi veremeyeceklerini beyan ettikleri, katılanın Vakıfbank Şubesine 25.000 TL kredi başvurusunda bulunduğu, katılanın kendisini Başkomiser … olarak tanıtan şahsın bildirmiş olduğu sanık … adına kayıtlı Ankara Başkent Vakıfbank Şube Müdürlüğündeki …. numaralı hesaba 23.650 TL parayı havale ile gönderdiği ayrıca, katılanın Halkbank’a ait ATM cihazından kendisini … Başkomiser olarak tanıtan şahsın bildirmiş olduğu … numaralı GSM hattına 100 TL, …. numaralı GSM hattına 200 TL ve … numaralı GSM hattına 50 TL tutarında kontör gönderdiği, katılanın kendisini arayan şahısların gerçekte Cumhuriyet savcısı ve başkomiser olduğunu düşünerek telefonda verilen talimatlar doğrultusunda işlem yaptığı, diğer sanıklar …, … ve … ile sanık …’ın irtibata geçtiği, telefonla arayıp … adına Vakıfbank’a açılan hesaba paranın gönderildiğini, çekilmesini söylediği, diğer sanıkların dışarıda bekledikleri esnada sanık …’un Vakıfbank Başkent Şubesindeki hesabına gönderilen 23.650 TL parayı çektiği, … ile bankaya yakın bir sokakta buluştukları, parayı sanık …’ye teslim ettikleri, sanık …’ın talimatları doğrultusunda sanıkların hemen bankaya gidip aynı anda parayı çektikleri, bu şekilde para havalesine ilişkin işlemin iptali veya hesaba bloke konulması riskini de ortadan kaldırdıkları, tüm bu hususlar nazara alındığında sanık … ve diğer sanıkların sürekli irtibat halinde oldukları, banka hesap numaralarının sanık …’ye bildirildiği, sanık … tarafından da hesaplara para gönderildiğinin bildirilmesi üzerine bu paraların hesaptan çekilerek sanık …’ye verildiği, aralarında yapılan iş bölümü karşılığında sanıkların belli oranlarda menfaat temin ederek paylaştıklarının, iddia edildiği olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Olayın görgü tanığı polis memuru …’ın dinlenmemesi,
2-Katılanın kredi aldığı Bolu Vakıfbank Şube Müdürlüğünden olay günü katılan adına kim tarafından ne şekilde kredi başvurusunda bulunulduğu hususunun sorulup açıklığa kavuşturulmaması,
3-1 ve 2 nolu bozma gerekleri yerine getirildikten sonra sanıklar tarafından katılanın adına kredi başvurusunda bulunulduğu belirlendiği takdirde sanıkların eyleminin TCK’nın 158/1-d-f maddesinde yazılı suçu oluşturacağı, belirlenmediği taktirde ise polis memuru ile Bolu Valiliği özel kalem santralinin araç olarak kullanılması nedeniyle TCK’nın 158/1-d maddesinde yazılı suçun oluşacağının düşünülmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre; Sanıklar …, … ve … müdafilerinin “lehe hükümlerin uygulanması” yönündeki taleplerinin 5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesinde tanımlanan adli para cezasının taksitlendirilmesini de kapsadığı gözetilmeden, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafi, sanık … ve müdafi, sanık … ve müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.