Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/19132 E. 2013/3315 K. 25.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19132
KARAR NO : 2013/3315
KARAR TARİHİ : 25.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak ise hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Sanıkların birlikte gezerken, sanık …’ın müştekinin yanına giderek, kız arkadaşına laf attığını söylediği, müştekinin böyle bir şey olmadığını söylemesi üzerine, aralarında iştirak iradesi olan sanık …’ın da diğer sanığı desteklemesi üzerine, sanık …’ın müştekiyi yüzleştirme bahanesi ile telefonunu istediği, daha sonra içerisinden müştekinin sim kartını çıkarıp kendi kartını takıp, kız arkadaşıyla konuşuyormuş gibi yanlarından uzaklaşarak yakınlardaki öğretmenevi binasının arkasına doğru gittiği, bir süre sonra dönmeyince müştekinin telefonunu geri istemesi üzerine sanıklar … ve …’ün olay yerinden ticari taksiye binerek uzaklaştıkları somut olayda;
1-Sanık … hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkındaki beraat kararının gerekçesine yönelik olmayan temyizde, sanığın hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Müştekinin telefonunu geçici bir süre sanık …’a vermesinde zilyetliğin tam olarak devrinin söz konusu olmadığı, sanık …’ın suça konu telefonu kısa süreliğine aldıktan sonra müştekinin rızası olmadan yarar sağlamak maksadıyla ortadan kaybolduğu anlaşıldığından, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12/06/2012 tarih ve 2011/15-440 esas, 2012/229 sayılı kararında da belirtildiği üzere, eylemin hırsızlık suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi gerekirken; suç vasfında yanılgıya düşülerek sanıkların dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.