YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15291
KARAR NO : 2021/10232
KARAR TARİHİ : 13.12.2021
MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 07/12/2021 Salı günü davalı … vekili Av. … ve davalı … vekili Av. … geldi. Davacı adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalılar vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; dava dışı … Denizcilik San. ve Tic. Ltd. Şti’nin, alacağını müvekkiline temlik etmiş bulunan dava dışı … Katılım Bankası AŞ.’den kredi kullandığını ve davalı …’in de kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine dava dışı … Katılım Bankası AŞ. tarafından İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün 2013/24941 sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, alacağı karşılar mahiyette malvarlığının tespit edilemediğini, davalı borçlu …’in adına kayıtlı taşınmazını, alacaklısından mal kaçırmak amacıyla çok düşük bir bedelle 3. bir şahsa devrettiğinin anlaşıldığını belirterek İİK’nın 277 ve devamı maddeleri gereğince taşınmaza ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; asıl kredi borçlusu hakkında alınmış bir aciz belgesi bulunmadığını, tasarruf tarihinin, borcun muacceliyet tarihinden önce olduğunu, tapuda satım bedelinin düşük gösterilmesinin muvazaa anlamına gelmeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili; aciz vesikası bulunmadığından, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın esasına girilse bile parası verilerek satın alınmış taşınmaz için tasarrufun iptalinin düşünülemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davaya konu satışın 14/07/2010 ve 11/02/2011 tarihli kredi sözleşmelerinden sonra ancak kat ihtar tarihi olan 30/09/2013 tarihinden önce gerçekleştiği, satış tarihinde davalı …’in borçlarının banka tarafından kat edilmediği, borçluların borçlarını ödeyip ödemeyeceğinin belli olmadığı bir dönemde satın alınmış
olması nedeniyle davalı …’ın borçlunun borçlarını bilecek durumda olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, davanın kabulü ile, dava konusu … İli, … İlçesi, … Köyü, … Mevkii, 1116 parseldeki taşınmazın 1/5 oranındaki hissesinin davalı (borçlu) … tarafından, diğer davalı …’a devrine yönelik 27/09/2012 tarihli tasarrufun iptali ile davacıya, İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün 2013/24941 sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak kaydıyla alacağını tahsil imkanı sağlamak üzere cebri icra yetkisi tanınmasına, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptal istemine ilişkindir.
Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık”nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalılar arasında gerçekleştirilen tasarrufa konu 1/5 hissenin resmi senette belirtilen 80.000,00 TL’lik devir bedeli ile bilirkişi raporuyla tespit edilen 407.995,00 TL’lik rayiç değeri arasında 5 misli fark bulunması, davalıların aynı iş kolunda faaliyet göstermeleri, davalı …’ın, davalı (borçlu) …’e ait dava konusu 1/5 oranındaki hisse ile davalı (borçlu) …’in kardeşi dava dışı … ait 1/5 hisseyi yatırım amaçlı olarak satın aldığını iddia
etmesine rağmen, taşınmazın satın alındığı 27/09/2012 tarihinden, keşfin yapıldığı 02/02/2017 tarihine kadar geçen sürede, yatırım amacı doğrultusunda herhangi bir girişimde bulunmaması ve taşınmazdaki diğer hisseleri satın alma yoluna gitmemesi gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. İİK’nın 278. maddesi hükmüne göre mutad hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez. Somut olayda, borçlunun adresinde 22/03/2017 tarihinde yapılan haciz İİK’nun 105. maddesi kapsamında aciz belgesi niteliğindedir. Ancak haczin 22/03/2017 tarihinde, iptali istenilen tasarrufun ise 27/09/2012 tarihinde yapılmış olması nedeni ile mahkemenin bedel farkı gerekçesinin dayanağı olan İİK’nun 278/3-2 maddesinin somut olayda uygulanması mümkün değildir. Çünkü bu maddenin uygulanması için gerekli olan ve anılan maddenin 2. fıkrasında belirtilen 2 yıllık süre geçmiştir. Diğer bir ifade ile tasarruf, hacizden itibaren 2 yılı aşan bir sürede gerçekleşmiştir.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi’nin tasarrufun iptali için gerekçe gösterdiği edimler arasındaki fark; dava konusu olaya uygulanma imkanı olmadığından yerinde değildir. Ancak davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Bölge Adliye Mahkemesince; davalıların aynı iş kolunda faaliyet göstermeleri de davanın kabulü için gerekçe gösterilmişse de; dosya kapsamında bulunan ticaret sicili kayıtlarından; davalı borçlu …’in ortağı olduğu … Denizcilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ana faaliyet konusunun; yurt içi ve dışında her türlü; gemi kiralama, kiraya verme, kiralama işlerine aracılık etme, gemi satın alma, gemi inşaa etme, inşa edilen gemiyi satma, gemi ithalatı ve ihracatı yapma vs. olduğu, davalı 3.kişi …’ın ortağı olduğu … Tekstil San.ve Tur.Tic.A.Ş. ile … Tekstil İnş.Yat.ve Tic.A.Ş. isimli şirketlerin ana faaliyet konusunun ise; her türlü giyim eşyaları, aksesuarları ile pamuklu, yünlü, keten, ipek, suni ve sentetik elyaftan mamul her türlü kumaştan tekstil ürünlerinin imali, ihracı, ithali ticaretini ve pazarlamasını yapmak vs olduğu, böylece şirketlerin faaliyet konularının farklı olduğu, davalı 3. kişi …’ın ortağı olduğu … Tekstil San.ve Tur.Tic.A.Ş. ile … Tekstil İnş.Yat.ve Tic.A.Ş. isimli şirketlerin faaliyet alanlarına ilişkin olarak 23. maddesinde; şirket için lüzum gösteren motorlu veya motorsuz taşıtları(gemi dahil) almak, devretmek, bunlar üzerinde ayni ve şahsi tasarruflarda bulunmak hususunun yazması davalıların aynı ticari alanda faaliyet gösterdikleri anlamına gelmeyeceği anlaşılmaktadır. Ancak yine de; davalıların şirketleri arasında bir ticari ilişki bulunup bulunmadığı araştırılmamış olup; davalılara ait sözü edilen şirketlere ait ticari defterlerin getirtilerek davalılar arasında bir ticari ilişki bulunup bulunmadığının bilirkişi vasıtasıyla incelenerek tespit edilmesi ve sonucuna göre davalı 3.kişi …’ın davalı borçlu …’in mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadığının buna göre değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi’nin kararı kaldırılarak yazılı olduğu üzere karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekili ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 3.815,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 13/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.