YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20729
KARAR NO : 2013/5245
KARAR TARİHİ : 21.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan …’ın, yanında çalışan …’a 2.800 TL vererek parayı yatırması için Siverek Akbank Şubesine gönderdiği, katılan …’ın bankaya giderek parayı yatırmak için beklediği sırada yanına gelen sanığın kendisini banka görevlisi olarak tanıtarak “burada sıra çok, ben senin yerine parayı arka tarafta yatırayım” diyerek parayı ve hesap numarasını aldığı, bankanın arka tarafına geçtikleri, banka görevlisinin “burada para yatıramazsınız” demesi üzerine bu kez ön tarafa geçtikleri, bu sırada sanığın katılan …’a 5 TL verip “sen marketten gazete al gel” diyerek gönderdiği ve ortadan kaybolduğunun anlaşıldığı olayda, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.06.2011 tarih ve 2011/9-88-116 sayılı kararına göre, sanığın tekerrüre esas başkaca mahkumiyeti bulunmasına karşın suç tarihinden sonra gerçekleşen hükümlülüğü tekerrüre esas alınarak sanık hakkında hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA,ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden CMUK’nın 322.maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümdeki TCK’nın 58.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkarılarak yerine “Sanığın Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.01.2004 tarihli,2004/275 esas 2004/951 karar sayılı 16.07.2004 tarihinde kesinleşen 1 yıl hapis cezası bulunması nedeniyle mükerrir olduğu anlaşıldığından TCK’nın 58.maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, ” cümlesinin hükme eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.