YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11652
KARAR NO : 2013/17933
KARAR TARİHİ : 19.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-g maddesinde suçun;“Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle” işlenmesi nitelikli bir hâl olarak düzenlenmiştir.Bu nitelikli halin uygulanması için,basın ve yayın araçlarının dolandırıcılık suçunun işlenmesinde özel bir kolaylık sağlamış olması gerekir.Failin,yarar sağlamak için gerçek olmayan bir durumu basın organında haber ya da reklam olarak yayınlatması ve bunu mağduru aldatmada kullanması halinde basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçu işlenmiş olacaktır.Bu manada gazeteler ve televizyonlar gibi görsel ve yazılı basın ve yayın araçlarının sağladığı ilân,program,haber içerikleri vb. suça konu edilebilmekte,kişiler kolaylıkla aldatabilmektedirler.
Gazeteye verilen ilanın sadece sanığa ulaşılmasına yardımcı olduğu,şikâyetçinin aldanmasında ve hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde kolaylık sağlamadığı takdirde TCK’nın 158/1–g maddesinin varlığından söz edilemez.Yine şikâyetçinin basit bir
araştırmayla gerçeği öğrenebileceği durumda, dolandırıcılığın nitelikli halinden bahsedilemez.Gazetede münhasıran ilan verilmesi yeterli olmayıp,ilanında hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde tarafların aldatılmasında etkisinin bulunması gerekir.Gazetede sahibinden satılık eşya ilanında, eşya tanıtılmadan soyut bir bilgilendirme üzerine verilen telefondan yapılan arama ile gelişen aldatmada,gazeteye verilen ilanın failin sadece şikayetçiye ulaşmasına yardımcı olduğu, hileli hareketlerin gerçekleştirilmesi ve şikayetçinin aldatılmasında bir kolaylık sağlamadığı hallerde, “basit dolandırıcılık”, ilanda eşya gerçeğine aykırı olarak tanımlanıp,orjinalinden daha ucuza gösteriliyorsa,teşhir ve gösterim üzerine mağdur yanıltılmışsa nitelikli dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanıklar Cafer ve Halit’in fikir ve eylem birlikteliği içinde hareket ederek duvarlara iş ilanları yapıştırarak gerçekte bu konuda her hangi bir faaliyetleri ve iş bağlantıları bulunmadığı halde yurt dışında çalıştırmak için işçi gönderileceğini açıklayarak kendilerine başvuran 17 müştekiden iş başvurusu adı altında birtakım belgeler ile belgeleri yurt dışına göndermek için gerekli olduğunu belirttikleri 65 dolar aldıkları bir süre sonrada ortadan kayboldukları anlaşılan somut olayda,
Müştekilerin çoğunluğunun olayı el ilanından ve çevrelerinden duyarak başvuruda bulundukları yerel gazeteye verilen ilanın sadece sanıklara ulaşılmasına yardımcı olduğu, şikâyetçinin aldanmasında ve hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde kolaylık sağlamadığı anlaşıldığından sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesinde öngörülen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıklar … ve … hakkında müştekiler …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …’a karışı dolandırıcılık suçundan ve yine Sanıklar hakkında mağdurlar …, …, … ve …’ye karşı dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede,
5237 sayılı TCK’nın 43. maddenin uygulanması sırasında arttırım oranını gösterilmemiş ise de 1/4 olduğu karardan açıkça anlaşıldığı ve bunun mahallinde karara eklenmesinin mümkün bulunduğu değerlendirildiğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine ancak,
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.02.2005 gün ve 2005/6-16-14 sayılı kararı ile yerleşik uygulamada dikkate alınarak, sanıkların, mağdurlara yönelik işledikleri dolandırıcılık suçlarını oluşturan her bir eylem nedeniyle TCK’nın 61. maddesinin 1.fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar ayrı ve bağımsız olarak hüküm fıkrasında değerlendirilerek ve somut gerekçeleri tek
tek belirtilmesi ve ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkı kullanılması suretiyle temel cezalar belirlenip kişiselleştirildikten sonra ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği halde, sadece mağdur isimleri belirtilip, her bir mağdur için ayrı ayrı denilse de, infaz sırasında tereddüt oluşturmaması bakımından kaç ayrı mahkumiyet kurulduğu da anlaşılmayacak şekilde hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 230-232. maddelerine muhalefet edilerek toplu şekilde hüküm kurulması,
2-Sanık … için, iddianamede, yüklenen suçlar için TCK’nın 58. maddesinin uygulanması talebinin yer almaması karşısında; anılan hükümde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejimi 5271 sayılı CMK’nın 223/1. madde ve fıkrası gereğince “hüküm” kabul edilen “güvenlik tedbiri” uygulamasını da içerdiğinden, sanığa 5271 sayılı CMK’nın 226/2. madde ve fıkrası uyarınca “ek savunma hakkı” verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Sanıklar … ve … hakkında mağdurlar …, …, … ve …’ye yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde TCK’nın 61. maddesine aykırı olarak anılan kanunun 168/2. maddesinin, 43. maddesinden önce uygulanması,
4-Mağdurlarından …’in “olay nedeniyle … zararının kovuşturma aşamasından önceki bir tarih olan 2008 yılı Aralık ayında sanıklardan … tarafından giderildiğine” dair beyanı bu mağdura yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesi yerine 168/2. maddesinin uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş,sanık … müdafii ve sanık …’nin temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.