Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20355 E. 2013/17173 K. 11.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20355
KARAR NO : 2013/17173
KARAR TARİHİ : 11.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Himzet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanık …’nın suç tarihinde … Holding’in yönetim kurulu üyesi ve müdürü olduğu, söz konusu holdingin bünyesinde kurulan … Dış Ticaret A.Ş. tarafından yurt dışından ortaklardan toplanıp şirkete ait olan 37.018.00 Alman Markını mal edindiği, yine sanık …’nın şirketle herhangi bir alım satım veya ticaret ilişkisi olmayan temyiz dışı sanık …’e şirkete ait 1.600.000 Alman Markı tutarlı çeki ciro ederek verdiği, ayrıca sanık …’nın sanığın babasının ikamet ettiği villayı ve bu villaya ait arsayı yine şirketin parasının kullanarak aldığı, sanık …’nın kendi adına tescilli … plakalı aracın da yine şirket parasıyla alındığının ve sanığın böylece üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; mahkemece suç tarihi olarak kabul edilen 25/10/2005 ve öncesinde sanığın hangi tarihlerde ve hangi eylemleri gerçekleştirerek isnad olunan suçu işlediği gerekçeli kararda belirtilmemiş olduğundan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34, 230 ve 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 308/7. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak biçimde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirebilmesi için, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.