Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/22556 E. 2013/3820 K. 04.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22556
KARAR NO : 2013/3820
KARAR TARİHİ : 04.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, bu amaçla kurulan örgüte üye olmak, Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, Resmi belgede sahtecilik, Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen “Suç işlemek için örgüt kurmak” suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibariyle devamlılık göstermesi gereklidir. Örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması da aranmalıdır. Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün, ancak zorunlu değildir. Soyut olarak sanık sayısının üç kişiden fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir.
Sanıkların örgütlü bir şekilde çalıntı ve hurda ya da ağır hasarlı araçları temin edip,çalıntı araçların motor ve şase numaralarının bulunduğu bölümü kesip, ruhsatını devir ya da vekaletname almak suretiyle aldıkları hurda araçlara ait motor ve şase numarasını çalıntı araçlara monte ederek change hale getirdikleri araçları, daha sonra bu hurda ve ağır hasarlı araçlara ait motorlu araç trafik ve tescil belgelerini kullanarak piyasaya sürdükleri,…Otopark adlı işyerini işleten sanık …’in ve oto tamir ve kaporta üzerine iş yeri olan …’nin suç örgütünün lideri konumunda oldukları, hasarlı ve hurda araçlar ile çalıntı araçların tespit ve temini ile change edilen otoların satımı işini organize edip, bizzat da gerçekleştirdikleri, örgüt lideri …’in sadece … ile irtibatlı olduğu ve O’nun aracılığı ile örgütü yönettiği, zaman zaman çalıntı araçların temininde ve getirilmesindeki masrafları üstlendiği, araçların ne zaman hazır edilmesi gerektiği, ne tür araç lazım olduğu gibi konuları ayarlayıp, araç temin ve arzında sahibi olduğu otoparkı ve iş çevresini de kullandığı,sanık …’ın örgütün en aktif elemanı ve tüm örgüt mensupları ile doğrudan irtibatlı olup, çalıntı araçların getirilmesi, hurda ve ağır hasarlı araçların trafik devri ile birlikte ya da vekaletname ile satın alınması, motor ve şase numaralarının çalıntı araçlara monte edilmesi ve araçları satılması işinde bizzat bulunduğu, sanık … ve sanık … ile ortak işyerlerinin olduğu, hurda ve ağır hasarlı araçlara uygun çalıntı araçları getirip, bu iş yerlerinden adı geçen sanıklar ve sanık …’in kardeşi olan sanık … ile birlikte change hale getirdikleri, sanıklar … ve …’nin zaman zaman araçların alım ve satımlarında da aktif rol oynadıklarının iddia edildiği somut olayda;
Sanıkların vekaletname kullanarak işledikleri resmi belgede sahtecilik suçlarının 5237 sayılı TCK’nın 204/3. maddesi kapsamında kaldığı halde, aynı Kanun’un 204/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi, aleyhe temyiz olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.
A-Sanıklar … ve …’nin suç işlemek amacıyla örgüt kurma, sanıklar … ve …’nin suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından,sanık …’in resmi belgede sahtecilik suçundan,sanık …’nin resmi belgede sahtecilik ve … plaka sayılı araçlar yönünden dolandırıcılık suçundan, sanık …’in dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından,sanık …’in dolandırıcılık ve …, ve …plakalı araçlar bakımından resmi belgede sahtecilik suçundan,sanık …’nin …,… plaka sayılı araçlar yönünden resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine yönelik olarak sanıklar müdafiileri tarafından yapılan temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B-Sanık … hakkında … ve … plaka sayılı araçlar yönünden dolandırıcılık suçun nedeniyle verilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Haksız menfaatin elde edildiği 22.11.2004 ve 27.04.2005 olan suç tarihlerinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’ un 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’ un 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
C-Sanık … hakkında suç eşyasının satın alınması, sanık … hakkında … plaka sayılı,sanık … hakkında …plaka sayılı araçlar yönünden resmi belgede sahtecilik, sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçları nedeniyle verilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanıklar müdafilerinin ve sanık …’in temyiz istemlerinin incelenmesinde;
1-Sanık … hakkında suç eşyasının satın alınması suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Hırsızlık malı olan aracın … plaka sayılı araç olduğu, sanığın ise hurda olan … plaka sayılı aracı satın almasına rağmen, “çalıntı olduğunu bildiği … plaka sayılı aracı bilerek satın aldığı” gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Sanık … hakkında … plaka sayılı,sanık … hakkında …plaka sayılı araçlar yönünden resmi belgede sahtecilik suçu nedeniyle verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34/1 ve 230 maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’un 308/7 maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden karar verilmesi,
3-Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık ile suç örgütü ve üyeleri aralasında “hiyerarşik ilişki ve suç işleme iradesinde devamlılık” saptanamamış olması karşısında; yüklenen suçun oluşmadığı nazara alınarak beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin ve sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.