YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21071
KARAR NO : 2013/17278
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılan ile arkadaş olup bir süre birlikte yaşadıkları, katılanın aralarındaki sorunlar nedeniyle kendisinden ayrılmak istemesine karşı çıktığı, olay tarihinden yaklaşık 10 gün kadar önce katılanın sanıkla birlikte yaşadıkları evden ayrıldığı, bilahare görüştüklerinde ise, sanığın katılandan ayrı kaldıkları günlerin hesabını sorarak kızıp tartıştığı, o’nu sürekli öldürmekle tehdit ettiği, sanığın katılanla birlikte annesinin evinin yakınlarına kadar giderek burada aracı durdurduğu ve katılanı kesmek üzere bıçak almaya gideceğini söyleyip annesinin evine girdiği, katılanın bu boşluktan yararlanarak kaçıp yakındaki bir eve sığındığı, buradan da çağırdığı taksiye binerek Zeytinburnunda bulunan annesinin evine gittiği, sanığın, katılanın bulunduğu eve gelerek zile basıp yeniden aşağı inmesini istediği, gelmemesi halinde iş yerine giderek burayı ateşe vereceğini söyleyip tehdit ederek olay yerinden ayrıldığı, ertesi gün katılanın Ali Efendi semtindeki iş yerine giderek atölyenin camını kırıp ateşe verdiği ve katılanı telefonla arayarak ölümle tehdit etmeye devam ettiği anlaşılmakla, atılı suçların sübut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 12.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.