YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/948
KARAR NO : 2011/3683
KARAR TARİHİ : 18.11.2011
Irza geçme ve reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık …’nin yapılan yargılaması sonunda; ırza geçme eyleminin ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunu oluşturduğunun kabulü ile bu suçtan mahkûmiyetine, alıkoyma eyleminin ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma vasfında kabul edilip mağdurenin rızasının varlığı nedeniyle suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle bu suçtan beraatine dair Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.11.2006 gün ve 2004/144 Esas, 2006/299 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığa isnat edilen reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçunun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla, 765 sayılı TCK.nın 102/4. maddesine göre 5 yıllık asli zamanaşımına tâbi olduğu, sanığın sorgusunun yapıldığı 20.06.2004 tarihinden itibaren zamanaşımını kesen bir işlemin olmadığı ve inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Irz ve namusa tasaddide bulunma suçundan verilen hükmün incelenmesine gelince;
İnceleme tarihi itibarıyla mağdure 18 yaşını ikmal ettiğinden, mağdurenin beyanının alınması sırasında vekilinin ve bilirkişi sıfatı ile bir uzman psikolog veya psikiyatrisin hazır bulundurulmamasının telafisi mümkün olmadığından, tebliğnamedeki (1) ve (2) nolu istemler bozma nedeni yapılmamıştır.
Suç tarihi itibariyle mağdurenin 15 yaşını doldurmasına az bir zaman kaldığının anlaşılması karşısında, suçun oluşumuna ve niteliğini belirlemeye etkisi bakımından, ilgili merciinden doğum tutanağının onaylı sureti getirtilip, resmi bir kurumda doğmadığının saptanması halinde, mağdurenin yaşını belirlemeye yönelik kemik grafileri çektirilerek, tam teşekküllü bir hastanede, içinde radyoloji uzmanın da bulunduğu sağlık kurulu raporunun aldırılması, duraksama halinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığından görüş sorulup,
mağdurenin suç tarihindeki yaşı belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Mağdurenin aşamalardaki özde değişmeyen anlatımları, bu anlatımı doğrulayan doktor raporları, sanığın savunması ve tüm dosya içeriğine göre, suç tarihinde 15 yaşından küçük olan mağdurenin 2004 yılı başlarında sanıkla tanışıp arkadaş olduğunun, kendi isteğiyle birden fazla kez sanığın evine gidip burada sanıkla birden fazla kez cinsel ilişkiye girdiğinin ve sanık tarafından kızlığının bozulduğunun anlaşılması karşısında, sanığın zincirleme şekilde ırza geçme suçundan cezalandırılması yerine, eylemin ırza tasaddi suçunu oluşturduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanığın suç tarihinde 18 yaşından küçük olması ve ceza süresi itibarıyla 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23/1. maddesinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin tartışılmaması,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.