YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12892
KARAR NO : 2021/9899
KARAR TARİHİ : 07.12.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 15/12/2020 tarih ve 2020/İHK-20986 sayılı kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusunda, 09/05/2013 günü meydana gelen tek taraflı kazada yolcu konumunda bulunan davacı …’un yaralandığını ve malul kaldığını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik zararının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 162.972,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince tüm dosya kapsamına göre; başvurunun kabulü ile 162.972,00 TL sürekli iş göremezlik zararının 10.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, İtiraz Hakem Heyeti’nce davalı vekilinin itirazlarının kabulü ile, dosyaya sunulan raporun usule uygun düzenlenmediği gerekçesi ile başvurunun usulden reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz dilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Söz konusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak 02/01/2020 tarihli Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu raporunda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti % 51 olarak (epilepsi geçirme riski %5, kas iskelet sistemi arızası %20, kulak burun boğaz arızası %8, travma sonrası stres bozukluğu %30) belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde hangi yönetmelik hükümlerinin uygulandığı belli olmayıp, raporu imzalayan uzman doktorlar da tespit edilememektedir.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından; davacının davalıya başvuru sırasında sunduğu maluliyet raporunun (yukarıda belirtilen raporun) usule uygun düzenlenmediği gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Bu nitelikleri gereği de eksiklik bulunması halinde tamamlanabilir olup olmadıklarına göre ve 6100 sayılı HMK’nın 114 ile 115. maddelerindeki düzenlemeler kapsamında ele alınmaları gerekir. Davanın esasına girilmesine engel olacak nitelikteki dava şartı eksiğinin giderilmesinin her zaman mümkün olduğu durumlarda, HMK’nın 115/2. maddesi gereği eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilip sonucuna göre karar verilmelidir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının belirlenmesi için, davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları da dosya arasına getirtildikten sonra en yakın üniversite hastanesinin adli tıp ana bilim dalı başkanlığından, (davacıda travma sonrası stres bozukluğu rahatsızlığının da bulunduğu dikkate alınarak içinde psikiyatri uzmanının da yer aldığı heyetten)davacının kaza tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile maluliyet oranı % 60’ın altında olduğundan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği cetveline göre, kazadan sonra oluştuğu belirtilen psikolojik rahatsızlıkların kaza ile illiyet bağının olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği, sürekli olup olmadığı ve maluliyet oranı tespit edilerek sonucuna göre davalı lehine oluşan kazanılmış haklarda gözetilerek, davalı vekilinin UHH kararına ilişkin diğer itirazları da değerlendirilip karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 07/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.