YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7352
KARAR NO : 2013/17913
KARAR TARİHİ : 19.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
O yer Cumhuriyet savcısının, 11/05/2011 tarihli beraat hükümlerine yönelik, 02/06/2011 havale tarihli dilekçesiyle vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 310/3 maddesinde belirlenen bir aylık süre içerisinde olduğu anlaşıldığından, temyiz talebinin reddine dair 03/06/2011 tarih ve 2010/435 e, 2011 88 k sayılı ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, Tekkeköy ilçesi, Samsun Ordu Karayolu 12. km’de faaliyet gösteren ve mağdur …’na ait olan Samsun Airport Resort Hotel’e 21/01/2010 tarihinde konaklamak amacıyla kayıt yaptırdıkları, kayıt esnasında kendilerini Ankara ilinde faaliyet gösteren … Medikal adlı şirketin çalışanları olarak tanıttıkları, ayrıca çalıştıkları firma adına 30 bir kişilik grup için rezervasyon yapılacağını söyleyerek güven telkin ettikleri, otelde beş gece konakladıkları, kaldıkları odaların kapısına “rahatsız etmeyiniz” uyarısını asmak suretiyle konaklama ücretini ve restoran ücretini ödemeden 26/01/2010 tarihinde otelden
ayrıldıkları iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; sanık …’ın savcılıktaki ifadesinde, nişanlısı olan diğer sanık ile birlikte mağdura ait otelde kalmak üzere giriş yaptıklarını, otele kayıt yaptırırken … Medikal şirketinin çalışanları olduklarını söylemediklerini, otelde bulunduğu süre zarfında da otel yetkililerine … Medikal’den 30-40 kişilik bir grubun geleceğini söylemediğini, nişanlısının kendisinden önce otelden ayrıldığını, otel ücretini de kendisinin üstlendiğini, nişanlısını Samsun otogarına aracıyla götürdüğünü, dönüşte Afra alışveriş merkezi yakınlarında trafik kazası geçirdiğini, kaza maddi hasarlı olduğu için resmi evrak tutturmadığını ve kasko şirketine bildirmediğini, kaza nedeniyle ve şeker hastası olduğundan iki üç gün kendisine gelemediğini, bu sebeple otele uğrayamadığını, kazadan bir hafta ya da on gün sonra oteli telefonla aradığını, hesap numaralarını istediğini, otel ücretinin bir dönem çalıştığı … Medikal firması tarafından yatırılacağını söylediğini, bu firmadan 1.200 TL alacağı olduğunu, firmadan … ile konuştuğunu ve alacağına karşılık 928 TL’nin otel hesabına gönderilmesini istediğini, …’ın kabul etmesi üzerine paranın otel hesabına yatırıldığını düşündüğünü, paranın yatırılmadığını haklarında şikayette bulunulduğunda öğrendiğini ve ücreti internet üzerinden ödediğini beyan etmesi, mahkeme sorgusunda ise, daha önce çalıştığı … Medikal isimli firmanın İstanbul şubesinden tanıdığı … …’ın kendisini arayarak, yaklaşık 30 kişilik bir grupla Samsun’da bir otelde program yapacaklarını söylediğini ve kendisinden fiyat ve yer sormasını istediğini, bunun üzerine nişanlısı ile gittiği otelde rezervasyon servisinden fiyat sorduğunu ve …’e ilettiğini, otelden ayrılırken nişanlısının acilen İstanbul’a gitmesi gerektiğinden ve zaten ücreti de kendisi ödeyeceğinden onu yolcu ederek otel yetkililerine üzerinde nakit bulunmadığını, bilahare kredi kartından kendilerine ödeme yapmak üzere döneceğini söyleyince olumlu karşıladıklarını ve otelden böylece ayrıldığını, o gün ufak bir trafik kazası yaptığını, bir gün istirahat ettikten sonra oteli kendisinin aradığını, evde istirahatte olduğundan … beyi arayarak, otelin bildirdiği miktarı EFT ile ödemesini istediğini, ücreti daha sonra kendisine ödeyeceğini söylediğini, …’in konuştukları şekilde ödemeyi yaptığını düşündüğünü, bir daha otele dönmediğini, aradan aylar geçtikten sonra …’in ödeme yapmadığını ve hakkında böyle bir iddia olduğunu öğrendiğini belirtmesi, otelde resepsiyon görevlisi olan tanık …’un, 21/01/2010 tarihinde oteli telefonla arayan ve kendisini Ankara’da faaliyet gösteren … Medikal isimli firmanın sahibi … … olarak tanıtan şahsın, iki çalışanı için rezervasyon yaptırdığı, sonrasında da sanıkların firma çalışanı olarak otele kayıt yaptırdıkları yönündeki anlatımları, otel sahibi …’nun,
sanıkların … Medikal isimli firmada çalıştıklarını beyan ederek otele kayıt yaptırdıklarını, sanıklardan …’in, firmalarından 30-40 kişilik bir grubun geleceğini söyleyerek resepsiyon görevlisinden fiyat aldığını, önce sanık …’nin otelden ayrıldığını, sanık …’in ise, daha sonra ayrılacağını, ücreti o zaman ödeyeceğini söylediğini, daha sonra oda kapısına “rahatsız etmeyin” yazısını asması nedeniyle kat görevlilerinin iki gün süreyle odaya giremediklerini, ikinci günün sonunda şüphelenerek odayı açtıklarında sanığın otelden ayrıldığını, kapı anahtarını da odanın içinde bıraktığını gördüklerini, bunun üzerine … Medikal isimli firmanın telefonunu bularak irtibat kurduklarını, telefondaki şahsın sanıkların firmalarında çalışmadığını söylediğini beyan etmesi ve talimat ile ifadesi alınan … Medikal Sağlık Ürünleri Tıbbi Cihazlar Üretim İnşaat Oto Temizlik Sanayi Ticaret Limited Şirketi yetkilisi Serbulent Dinçel’in, sanıkları ve ifadelerde adı geçen … …’ı tanımadığı, firmalarında bu isimde kişilerin çalışmadığı şeklindeki beyanı karşısında; sanıkların baştan beri fikir ve eylem birliği içinde dolandırıcılık kastıyla hareket ettikleri anlaşıldığından, yüklenen suçtan mahkumiyetleri yerine yazılı gerekçelerle beraatlarına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/11/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.