YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/4108
KARAR NO : 2013/17102
KARAR TARİHİ : 11.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile
Sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın … Otomotiv İnşaat Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi’nin sahibi olduğu, katılanların ise … Oto Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi’nin sahibi oldukları, sanık ve katılanlar arasında 20.02.2008 tarihli sözleşme ile oto yedek parçalarının alımı hususunda anlaşma yapıldığı, katılanların sanığa bu dönemde toplam yetmiş üç adet çek verdiği, sanığın anlaşma gereği vermesi gereken malları teslim etmediği gibi, kendisine verilen çekleri de katılan şirkete iade etmeyerek kırdırdığı, paraları tahsil ederek ortadan kaybolduğu, daha sonra eline geçen ve keşidecisinin … Otomotiv olduğu 7.500 TL bedelli çeki de, bir şekilde ele geçirerek ve çek üzerine katılanların şirketine ait kaşeyi basarak … Şirketi olan … Otomotiv isimli şirkete vermek suretiyle kırdırdığı, böylece sanığın katılanlara ait ciroyu sahte olarak imzalayıp nitelikli dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; öncelikle çekin keşidecisi olarak görünen … Otomotiv isimli şirketin yetkilisinin dinlenerek suça konu çekin kendisine ait olup olmadığı, çekteki yazı ve imzaların kendisi tarafından imzalanıp imzalanmadığı, çekle ilgili ödemeden men yasağı konulduğu dikkate alınarak bu yasağın, hangi gerekçeyle konulduğu, sanığı tanıyıp tanımadıkları, birinci ciranta olarak görünen … Otomotiv isimli şirketle irtibatının bulunup bulunmadığı, çeki bu şirkete verip vermedikleri hususlarının sorulması, daha sonra çekin hukuki dayanağını oluşturan fatura, irsaliye, ödemeden men yasağına ilişkin belgeler, ile çekle ilgili banka kayıtlarının dosya içine getirtilmesi, buna göre çekin ne şekilde oluşturularak ticaret hayatına girdiğinin kesin olarak belirlenmesi, birinci ciranta olarak görünen … Otomotiv isimli bir şirketin gerçekte var olup olmadığı hususunun Ticaret Sicili’nden sorulması, böyle bir şirket bulunuyor ise, yetkilisinin ayrıntılı olarak beyanının alınarak, suça konu çekin de gösterilmesi suretiyle, çekin ön yüzünde yer alan yazı ve imzalar ile ciroda yer alan kaşe ve imzanın kendilerine ait olup olmadığı, çekin keşidecisi olarak görünen … Otomotiv ile ne tür bir ticari ilişki sonucunda çeki aldığı, sanığı tanıyıp tanımadığı, bu çeki sanığa kendisinin verip vermediği, vermiş ise hangi hukuksal ve ticari ilişki gereği verdiği hususlarının sorulması, bu çekle ilgili elinde bulunan fatura, irsaliye veya sözleşmenin bu kişiden alınarak dosya içine konulması, yine sanığın çeki katılan şirketten aldıktan sonra … … Şirketi’ne kırdırdığı iddia edilmekle ve sanığın, kendisine ait kaşenin altındaki ciranta imzasının kendisine ait olmadığını da belirtmesi karşısında, ilgili … şirketi yetkilisinin çağrılarak, ya da ilgili şirkete yazı yazılarak, çekin kendilerine ne şekilde ve kim tarafından teslim edildiği, çek karşılığı paranın kime ödendiği, sanığın veya katılan şirketin kendileri tarafından tanınıp tanınmadığı, çekle ilgili kendilerine katılan tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı hususlarının sorulması, söz konusu çeke ait ve sanıkla katılan arasındaki ilişkileri belgeleyen bütün belgelerin ve ödemelere ilişkin dekontların dosya içine konulması, daha sonra, keşideci olarak görünen … Otomotiv yetkilisinin, birinci ciranta olan … Otomotiv isimli şirketin yetkilisinin ve sanığın yazı ve imza örnekleri ile mukayeseye uygun yazı ve imza örneklerinin alınarak, çekin ön yüzünde ve arka yüzünde yer alan keşideci ve ciranta imzaları ile diğer yazıların eli ürünü olup olmadıklarının araştırılması, katılanların yeniden ayrıntılı olarak beyanlarının alınarak, kendileri tarafından sanığa verilen yetmiş üç adet çekle ilgili sahtecilik iddialarının bulunup bulunmadığı, bu çeklerin neler olduğu hususlarının ayrıntılı olarak sorulması, sanığa atılı resmi belgede sahtecilik suçuna konu teşkil eden çekin aslının dosyaya getirtilerek mahkeme heyeti tarafından incelenip, iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespiti, sonucunda sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm tesisi,
2-Kabule göre de; tanıklar … ve …’nun, “oluşan zararın sanığın katılana ödediğini” belirtmeleri karşısında, katılana, sanık tarafından zararın tamamen veya kısmen giderilip giderilmediği, kısmi ödeme varsa; 5237 sayılı TCK’nın 168/4. maddesi kapsamında, bu kısmi ödemeye rızası olup olmadığının sorularak, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.