YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19065
KARAR NO : 2013/3428
KARAR TARİHİ : 26.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mağdur …’ın bir arkadaşı vasıtası ile kimlik bilgileri tespit edilemeyen… isimli bayanda yüklü miktarda …,lı altını bulunduğunu öğrenerek bahsi geçen altını satın almaya karar vermesi, … isimli şahıstan temin ettiği numune altının…dönemi altını olduğunu anlayarak 5.000,00 TL mukabilinde 200 adet altın satın alma hususunda şahıslarla anlaşması, olay günü kendisini…’nin yeğeni “…” olarak tanıtan sanığın mağdurlar … ve arkadaşı… ile bir araya gelerek parayı mağdurlardan alıp altınları getireceğini söyleyerek yanlarından ayrılması ancak bir daha geri dönmemesi, sanığın kimlik bilgileri belirlenemeyen… isimli suç ortağı ile birlikte hazırladıkları mizansen çerçevesinde hareket ederek, baştan beri teslim etmeyeceği altını satacağı vaadi ile mağdurları aldatmış olması nedeniyle, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olup; sanığın ilk dolandırıcılık olayından bir süre sonra mağdur … ile yeniden irtibata geçerek olay günü jandarma ekibini görmesi nedeniyle altını getiremediğini, para getirirlerse daha fazla altın verebileceklerini söylemesi üzerine, mağdurun sanık ile buluşmayı kabul edip olayı jandarmaya bildirerek sanığı yakalatmış olması nedeniyle, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında mağduru tekrar dolandırmaya çalıştığı esnada yakalanması karşısında, hakkında 5237 sayılı TCK.nun 43/1 maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK.nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 1.bendindeki 500 gün karşılığı adli para cezası yerine 5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, beşinci bendindeki 10.000,00 TL adli para cezası yerine 100,00 TL. adli para cezasıyla cezalandırılmasına, ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi