YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/25034
KARAR NO : 2013/17091
KARAR TARİHİ : 11.11.2013
Özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17/01/2013 tarihli ve 2011/14142 soruşturma, 2013/779 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/03/2013 tarihli ve 2013/337 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 19/07/2013 gün ve 2013/11769/47212 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/09/2013 gün ve 2013/258004 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamında mevcut 30/11/2012 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre, şüpheli …’ın Vakıfbank’ta görevli olduğu ve müşteki …’nın ise Vakıfbank ile … isimli kişi arasında imzalanan kredi sözleşmesinin kefili olduğu, bu sözleşme çerçevesinde … isimli kişiye 05/12/2005 tarihinde 20.000,00 Türk lirası taksitli kredi kullandırıldığı, bu kredi bankaya geri ödendikten sonra …’na 07/12/2006 tarihinde 220.000,00 Türk lirası daha kredi kullandırıldığı, bu ikinci kredi kullandırımı esnasında müşteki …’dan tekrar kefalet imzası alınmadan daha önce imzası bulunan sözleşmeye 650.000,00 Türk lirasına kadar kefil olduğuna dair ibare eklendiği, her ne kadar şüpheli savunmasında banka ile asıl borçlu arasındaki sözleşmenin genel kredi sözleşmesi olduğunu ve borçlu tarafından çekilecek tüm kredileri kapsadığını, müştekinin limit artırım sayfalarını da kefil olarak imzaladığını beyan etmişse de bilirkişi raporuna göre, kefil ile yeniden sözleşme yapmadan genel kredi sözleşmesinden … bütün borçlara kefil olması durumunun ancak cari hesap şeklinde açılan kredilerde geçerli olduğu, müştekinin kefaletini içeren 20.000,00 Türk lirası miktarındaki ilk kredi taksitli olup borçlu tarafından kapatıldığı, bu nedenle müştekinin daha sonra çekilen kredileri de kapsayacak şekilde 650.000,00 Türk lirasına kadar kefil gösterilmesinin ve hakkında icra takibi yapılmasının usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında mevcut delilleri değerlendirme ve takdir yetkisinin mahkemesine ait olduğu gözetilerek itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden; Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesi”nin 28/03/2013 tarih ve 2013/337 D. İş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince, BOZULMASINA, bozma nedenine göre müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine 11/11/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.