Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21433 E. 2013/5674 K. 28.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21433
KARAR NO : 2013/5674
KARAR TARİHİ : 28.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Katılan Bağ-Kur vekilinin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Katılan vekilinin yüzüne karşı tefhim olunan 8.9.2008 tarihli beraat hükmüne yönelik, katılan vekilinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 16.9.2008 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Katılan PTT vekilinin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın babası …’ın esnaf Bağ-Kurlusu olduğu, 1.1.1999-31.5.2001 tarihleri arasında primlerini yatırmamış olması nedeniyle sağlık hizmetinin verilmediği, bu tarihten sonra ise primlerini yatırarak 22.2.2006 tarihinde Antalya Bağ-Kur İl Müdürlüğünden emekli olduğu, PTT Müdürlüğünde memur olarak çalışan sanığın 1999 yılından itibaren annesine bakmakla yükümlü olduğunu, durumunda bir değişiklik olması halinde 15 gün içinde yeniden
beyanname düzenleyerek bildireceğini beyan edip kendi kurumundan sağlık karnesi çıkarttığı, babası Yusuf’un 31.5.2001 tarihinden sonra Bağ-Kura tekrar primlerini ödemeye başlaması nedeniyle onun sigortasından faydalanma hakkı bulunan annesi Ayşen’in bu durumunu 15 gün içinde bildirmeyip aksine 3.1.2002, 9.1.2003, 12.1.2004, 6.1.2005 ve 7.1.2006 tarihlerinde annesine bakmakla yükümlü bulunduğuna dair yalan beyanda bulunarak kendi adına 2006 yılına kadar tedavi yardımından faydalandırıp kurumunu 5.934,68 TL zarara uğrattığının iddia edildiği olayda, sigortadan yararlanarak tedavi gören sanığın annesinin gerçekte hastalanarak tedavi gördüğü, bu kişi, sanığın sağlık karnesinden yararlanmasa bile kendi sosyal güvencesi kapsamında söz konusu tedavi giderlerinin yine kurumca karşılanmasının gerekeceği, kurum yetkililerinin, sigortalı kişilerin başka sosyal güvencelerini kazanıp kazanmadıklarını denetleme ve kontrol yükümlülüklerinin bulunduğu, sanık tarafından, bildirim yapılmayarak sağlık karnesinin kuruma iade edilmemesinin hile boyutuna ulaşan eylem niteliğinde olmadığı; ayrıca, suç tarihinden sonra sosyal güvenlik hizmetlerinin birleştirilerek Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde toplanması ve yapılan harcamaların ortak bir kaynaktan yapılması nedeniyle kurumun herhangi bir zararının oluşmayacağı karşısında, suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla mahkemenin verdiği beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiş ve bu nedenle tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan PTT vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 28.3.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.