YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20865
KARAR NO : 2013/5130
KARAR TARİHİ : 20.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın tanık …’e ait … et ve tavuk ürünleri isimli kasap dükkanını devren satın alarak işyeri adını Kaan et ve tavuk ürünleri olarak değiştirerek kasap olarak faaliyete geçtiğinde katılana ait Bolbey Gıda şirketi pazarlama elemanlarına kendisini … olarak tanıtarak katılan şirketten aldığı et ve tavuk ürünleri karşılığında çalıntı olan tanık …’ya ait çekleri … Et kaşesi ile kaşeleyip … ismini yazıp imzalayarak şirket elemanlarına verdiği anlaşılmakla, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının sübut bulduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
5237 sayılı TCK’nun 158/1-f maddesinin son fıkrası uyarınca adli para cezasının miktarının suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağının gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini yine sanığın katılana karşı bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda zincirleme biçimde eylemlerini gerçekleştirilmesi nedeni ile hakkında 43/1.maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hususları, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak,
a-İddianame ile talep edilmediği halde, ek savunma hakkı tanınmadan sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 158/1-f maddesinin uyarınca hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 226. maddesine muhalefet edilmesi,
b-Sanık hakkında temel ceza belirlenirken uygulanan yasa maddesinin 5237 sayılı TCK.nun “158/1-f” maddesi olarak gösterilmesi yerine, “158/1-i” olarak gösterilmesi suretiyle, CMK.nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
c-Kabule göre de temel ceza tayin edilirken TCK’nın 158/1-i maddesi uyarınca, asgari hat üzerinden takdir yapıldığı belirtilmesine rağmen üst sınırdan ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.