Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9226 E. 2013/18069 K. 20.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9226
KARAR NO : 2013/18069
KARAR TARİHİ : 20.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Şikayetçi … Bankası vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Anneannesinin ölümüyle sona eren vekalete dayanarak … Bankası’ndan maaş çekmek suretiyle kamu kurumu olan Sosyal Sigortalar Kurumu aleyhine kendi lehine haksız çıkar sağlayan sanığın eyleminde şikayetçi … Bankası’nın ödeme yeri olması ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı cihetiyle mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin
oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın, 08.02.1997 tarihinde vefat eden anneannesi …’ın ölümünden önce almış olduğu vekaletnameyi ölümünden sonra da kullanmaya devam ederek 23.02.1997-24.04.2006 tarihleri arasında 19.113,35 TL ölenin maaşını çektiğinin anlaşıldığı olayda, eyleminin kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi gerekçe gösterilerek alt sınırdan uzaklaşıldığının anlaşılması karşısında tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinde 1/3 ile 3/4 arasında arttırım öngörülmüş iken sanık hakkında tayin olunan cezada aynı madde uyarınca arttırım yapılırken gerekçe gösterilmeden takdiren denilmek suretiyle ½ oranında uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.