Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21826 E. 2013/5396 K. 25.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21826
KARAR NO : 2013/5396
KARAR TARİHİ : 25.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in, … adına ruhsatlı, ancak zilyetliği katılana ait olan … plaka sayılı aracı, katılanla yapmış oldukları pazarlık sonucunda 5500 TL’ye almak üzere anlaştığı, hep birlikte sanığın Turhal İlçesinde bulunan evine giderek bir süre oturdukları ve ertesi gün buluşmak üzere sözleştikleri, 11.02.2008 pazartesi günü sanık …’ın yanında bulunan eşi sanık … ile birlikte Tokat İline giderek katılan ile buluştukları, birlikte sanayi sitesinde çalışan …’in yanına giderek aracın ruhsat sahibi olan …’nin eşi …’’nin adresini öğrendikleri, devir için gerekli olan aracın borcunun bulunmadığına dair belgenin sistemdeki arıza sebebiyle o gün için alınamaması sebebiyle aracın noter satışının yapılamadığı, katılanın parasını almamış olması sebebiyle aracını alarak evine döndüğü, sanıkların da Turhal İlçesine gittikleri, 12.02.2008 günü sanık …’ın katılanın evine geldiği ve evde olmamasını fırsat bilerek eşi olan …’den aracın anahtarlarını istediği, …’nın sanığa aracın parasının ödenip ödenmediğini sorduğunda, sanığın kendisine “biz beyinle anlaştık, parasını verdik” demesi üzerine …’nın sanığa inanarak aracın anahtarlarını verdiği, sanığın katılanın evinin önündeki aracı alarak götürdüğü, katılanın eve dönmesi üzerine durumun anlaşıldığı, böylelikle sanıkların dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; katılanın, aracın parasını sanıklardan almadığını belirtmesine rağmen, sanıkların parayı verdiklerini savunmaları, katılanın, aracı satın aldığı tanık Sinan’ın yanına giderek aracı sattığını ve devrini yaptırmak istediğini söylemesi üzerine tanığın, aracın ruhsat sahibinin eşi olan tanık Oğuz’u bu konuda bilgilendirmesi ve noterde işlem yapılacağı sırada Oğuz’un tanık Sinan’ı arayarak durumu teyit etmesi üzerine aracın devrinin sanık …’in üzerine yapılması ve sanıkların hileli davranışlarda bulunduklarına dair savunmalarının aksine mahkumiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden aradaki ilişkinin hukuki mahiyette olduğu gözetilerek, mahkemece sanıklar hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 25.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.