YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/19490
KARAR NO : 2021/6732
KARAR TARİHİ : 13.10.2021
MAHKEMESİ : Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat alacağına dayalı itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; açılan davanın reddine dair verilen 03/12/2019 günlü kararın istinaf incelemesinde; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 13/04/2021 günlü Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; 30/06/2017 tarihinde davacı şirkete trafik sigortalı davalının işleteni olduğu aracın ehliyetsiz sürücü idaresindeyken karıştığı trafik kazası sonrası … için 68.266,00 TL ve … için 18.331,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, yapılan ödemenin tahsili amacıyla başlatılan Manavgat 1. İcra Müdürlüğünün 2018/1653 sayılı takibinin davalı borçlunun itirazı ile durduğunu, 30/10/2018 tarihinde 43.450,00 TL kısmi ödeme yapılmışsa da davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline karar karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadığını savunarak, davanın usul yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, sigorta sözleşmelerinden doğan davaların TTK’nın 4. maddesi ile 1401 ve devamı maddeleri gereğince ticari dava sayıldığı, arabulucuya başvurmadan konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin ticari dava açılamayacağı, davanın arabulucuya başvurulmaksızın açıldığının sabit olduğu gerekçesiyle davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi’nce istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sebebiyle … poliçesi kapsamında ödenen bedelin rücuen tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
1-Dava tarihinden önce, 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde belirtilmiştir. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet
piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
Yine Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Buna göre, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3/l maddesi uyarınca davalının tüketici sayıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin tüketici işlemi niteliğinde bulunduğu, aynı yasanın 73/1 maddesi gereğince tüketici işleminden kaynaklı davalara Tüketici Mahkemelerince bakılacağı, Yasanın 83/2 maddesinde de diğer kanunlarda hüküm olması halinde dahi 6502 sayılı Yasanın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacıya zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı bulunan davalıya ait aracın karıştığı kaza sebebi ile dava dışı 3. kişiye ödenen tazminatın, davalının sürücüsünün ehliyetsiz olması sebebi ile … genel şartları uyarınca davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesi talep edilmektedir. Davalıya sigortalı aracın kullanım amacı hususidir. Dava, sözü edilen Yasa’nın yürürlüğünden sonra açılmıştır. Yukarıda açıklanan yasa maddeleri ve düzenlemeler ışığında, davacı … ile davalı sigortalı arasında akdedilen sigorta sözleşmesi bir tüketici işlemidir.
O halde, taraflar arasındaki uyuşmazlık tüketici işlemi olan sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından, 6502 sayılı Yasanın 3/l, 73/1 ve 83/2 madde hükümleri gözetildiğinde, yazılı şekilde davanın ticari dava kabul edilerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2- 28 Temmuz 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlığı ile “73/A” maddesi eklenmiş, bu maddeyle, doğrudan tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir.
Buna göre, davanın 17/05/2019 tarihinde açıldığı ve bu dava şartının da tüketici mahkemelerinde 28 Temmuz 2020 tarihi itibariyle uygulanacak olmasına göre, uyuşmazlığın mahkeme gerekçesinde yazılı olduğu gibi ticari dava niteliğinde olmadığı, 6102 sayılı Kanun gereğince arabuluculuğa başvuru şartının aranmayacağı, asliye hukuk mahkemesinde (tüketici mahkemesi sıfatıyla) davanın görülüp sonuçlandırılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi Kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi gereğince istinaf mahkemesinin davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine dair kararının kaldırılarak dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 13/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.