YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9374
KARAR NO : 2013/17892
KARAR TARİHİ : 19.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda;
Sanıklar … ve …’ın sanık … ile suç işleme konusunda fikir birliğine vararak sanık … alacaklı imiş gibi eski tarihli senet düzenledikleri, sanık … vekili aracılığıyla bu senetlerin icraya konulduğu, sanıklar … ve …’ın itiraz etmeyerek takibi kesinleştirdikleri, sanık … vekilinin haciz talebinde bulunduğu, sanıklar … ve … tarafından katılana ait 73 nolu taşınmazın 4. katının ve içerisindeki malzemelerin kendilerine ait olduğunu söyleyip mallara ilişkin içerik itibarıyla gerçek olmayan faturalar ibraz ederek icra memurlarını yanıltarak malların haczedilmesini sağladıkları, bir kısmının satıldığı, kalan kısmının ise tedbiren muhafaza altına alındığı bu nedenle sanıklar …, … ve …’ın hileli davranışlar ile kamu kurum ve kuruluşlarını araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri belirtilen olayda;
Sanıklar …, … ve … hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanıklar …, … ve … müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. Maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
1-Sanıklar … ve … … hakkında kurulan beraat hükümlerine sanıklar …, … ve … haklarında verilen mahkümiyet hükümlerine yönelik incelemede,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; o yer Cumhuriyet savcısı, katılan vekili, Sanıklar … ve … müdafii, sanık … müdafii ve sanık …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … … hakkında verilen beraat hükmüne yönelik incelemede;
Olay tarihinde şirketin kayden büyük hissedarı görünen sanığın, haciz tarihinde dava konusu ipliklerin katılana ait olduğunu bildiği, yapılan icra işlemine bir tepki göstermeyerek zımnen yapılmasına katkıda bulunmak suretiyle sanıklar …, … ve …’ın eylemlerine iştirak ettiği anlaşıldığı halde mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin, temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.