Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/7136 E. 2013/17294 K. 12.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7136
KARAR NO : 2013/17294
KARAR TARİHİ : 12.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılığa teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Lara Reklamcılık şirketi yetkilisi olan sanığın, askeri alanların dolgu, tasfiye, ağaçlandırma ve rehabilitasyon işlemlerinin yapılması için Milli Savunma Bakanlığı ile … arasında şözleşme yapıldığına ve Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfının da belirtilen işleri sanığın yetkilisi olduğu şirkete devrettiğine dair sahte imzalarla bir kısım sözleşmeler düzenlediği, bu şekilde oluşturduğu sahte belgeleri müşteki Alaattin Aloğluna gösterip,
işin kapasitesinin büyük olduğunu, tek başına yapamayacağını söyleyip, müştekiden belirtilen işleri yapabilecek firmalar bulmasını istediği, bu konuda müştekinin yetkilisi olduğu şirket ile anlaşma imzaladığı, bu anlaşmaya istinaden hazırlanan tekliflerlehaksız menfaat temin etmeye çalıştığı, firma yetkilerinden birinin konuyu araştırması üzerine sanığın yetkilisi olduğu şirket ile adı geçen kurumlar arasında gerçekte belirtilen şekilde sözleşme yapılmadığının ortaya çıktığı olayda;
1-Katılan … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçundan doğrudan doğruya zarar görmeyen şikayetçi …’nın kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden müşteki vekilinin mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesİ uyarınca REDDİNE,
2-Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, belirtilen işlerle ilgili müşteki … ile aralarında şözleşme yapıldığına dair sahte imza ve belgelerle düzenlediği sözleşmelere istinaden hazırlanan tekliflerle haksız menfaat temin etmeye çalışmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunması karşısında, dolandırıcılık suçunun işlenmesinde bir vakıf niteliğine olan …’nın tüzel kişiliğini araç olarak kullanılması karşısında eylemin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesi uyarınca siyasi parti, vakıf, veya dernek tüzel kişiliklerinin vasıta kılarak dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 12/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.