Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20803 E. 2013/5106 K. 20.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20803
KARAR NO : 2013/5106
KARAR TARİHİ : 20.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’ün … A.Ş’nin yönetim kurulu başkanı, diğer sanık …’nun ise aynı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, sanık …’nun şirketi tek imza ile temsil yetkisi olmadığı halde, suça konu Türkiye İş Bankası … şubesine ait 30.08.2005 keşide tarihli 15.000 TL bedelli çeki, şirket adına tek imza ile keşide ederek, aralarında ticari ilişki bulunan …Turizm Seyahat Otel İşletmeciliği yetkilisi …’e verdiği, bu çekin ciro yoluyla katılan …’e devredildiği ve süresinde bankaya ibrazında ihtiyati tedbir kararı bulunduğundan ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinde sanıkların, şirket adına tek imza ile çek keşide edilemeyeceğini belirterek takibe itiraz ettikleri ve takibi iptal ettirdikleri iddiasıyla, dolandırıcılık suçundan yapılan yargılama sonucunda; suça konu çekin, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 26.08.2005 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararı gereğince ödenmediği ve sanıkların dolandırıcılık kastıyla hareket etmediği anlaşılmakla, suçun yasal unsurları oluşmadığından verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 20.03.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.