Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9775 E. 2013/17920 K. 19.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9775
KARAR NO : 2013/17920
KARAR TARİHİ : 19.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin sanık … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik olduğu anlaşıldığından, sanık … ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıklar … ve …’ın, katılana ait … Tekstil isimli iş yerine giderek … Tekstil şirketinin sahibi olduklarını ve ortak çalışacaklarını beyan ettikten sonra, dokuma üretimi için iplik almak istedikleri, katılanın 74.000 Dolar değerindeki ipliği tedarik ederek sanıklara teslim ettiği, sanıkların da karşılığında katılana 17 adet çek verdikleri, katılanın çekleri araştırdığından karşılığının olmadığını öğrendiği 5 adet çeki iade ettiği, diğer 11 adet çeki de ciro ederek ticari alışveriş yaptığı kişilere verdiği, çeklerin bankalara ibrazında sahte olduklarının anlaşılarak katılana geri döndüğü, sanıkların bu şekilde sahte çek vermek suretiyle haksız menfaat temin ettikleri iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; katılanın, her iki sanığın da iplik almak için iş yerine geldiklerini ve suça konu çekleri birlikte verdiklerini, hatta sanık …’in güvence vermek amacı ile çeklerden üç tanesini ciro ettiğini beyan etmesi, tanıklar … ve …’nın anlatımlarında, sanık …’in arkadaşları olduğunu, işleri bozulduğu için borçlarını ödemek amacıyla şirket kurması gerektiğini, ancak kendi üzerine kuramadığını söyleyerek, adlarına şirket kurmayı teklif ettiğini, işleri düzelince de şirketi devralacağını beyan ettiğini, sanığa yardım etmek
için teklifini kabul ettiklerini ve … Tekstil San ve Tic Ltd. Şti’ni kurduklarını, daha sonraki süreçte Hamit ortadan kaybolunca şirketi kapatmaya karar verdiklerini ifade etmeleri ve alınan ekspertiz raporuna göre; suça konu çeklerden Türkiye Halk Bankası’na ait çeklerin arka yüzünde bulunan … isim yazıları ve altlarında bulunan imzaların sanık …’ın eli mahsulü olduğunun belirtilmesi karşısında; sanık …’in, diğer sanık … ile fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği gözetilmeden yazılı şekilde beraatına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/11/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.