YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15894
KARAR NO : 2021/8332
KARAR TARİHİ : 08.11.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın reddine ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; 26.09.2019 tarihinde meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem nedeniyle davacıya ait taşınmazın ağır hasar gördüğünü, riskli yapı olduğunun yetkili kurumca saptanıp tahliyesine karar verildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.001,00 TL. tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; ZDS’nin kapsamının depremin doğrudan neden olduğu zararlar olduğu; sigortalı taşınmazda deprem nedeniyle hasar oluşmadığı ve taşınmazın bulunduğu binanın diğer bölümlerindeki hasarların da hafif hasar olduğunun alınan raporla saptandığı; binanın riskli yapı olarak kabulünün, bina yapımındaki eksikliğe ve olası depreme dayanıksızlık nedenine dayandığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından itirazın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, zorunlu deprem sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davacıya ait olup davalı nezdinde zorunlu deprem sigorta poliçesiyle sigortalı olan 18/A nolu bağımsız bölümün deprem nedeniyle ağır hasar gördüğünü ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, 09.11.2020 tarihli kök ve 04.12.2020 tarihli ek bilirkişi raporu benimsenerek, depremin doğrudan etkisiyle oluşan zararın giderildiği ve binanın yapım eksiği ile zaman içinde oluşan yapısal kusurları nedeniyle oluşan zararların da ZDS teminatında olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş; davacının bu karara itirazı da İHH tarafından aynı gerekçelerle reddedilmiştir.
Davacıya ait ticarethanenin deprem nedeniyle ağır hasar gördüğü ve riskli yapı haline geldiğinin, AFAD ile Çevre Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilip ilan edildiği; anılan bu karar gereği de Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı’nın 12.03.2020 tarihli tebligatı ile binanın tahliyesine karar verildiği, ağır hasarlı ve riskli yapının yıkımının gerçekleştirileceği hususlarının bildirildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Resmi kurumlar tarafından yapılan bu
tespitler de dikkate alındığında, sigortalı konutun bulunduğu binanın yapımının gerçekleştirildiği 2000-2006 yılları arasındaki dönemden bu yana zaman içinde binada oluşan yapısal bozulma ve yapım eksiğinin mi yoksa depremin doğrudan etkisinin mi zarara neden olduğu, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık noktasıdır. Açıklanan bu uyuşmazlığın çözümünün, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği her tür izahtan uzaktır. Teknik değerlendirme yapılırken de, depremin meydana geldiği yer (merkez üssü), depremin şiddeti, sigortalı konutun bulunduğu yer ile depremin merkez üssü arasındaki mesafe vs. gibi birçok verinin detaylı irdelenmesiyle sonuca ulaşılması gerekli olup, anılan bu değerlendirmeler konusunda uzmanlığı bulunan jeoloji mühendisi bilirkişi tarafından yapılmalıdır.
Hakem Heyeti tarafından benimsenen 09.11.2020 tarihli kök ve 04.12.2020 tarihli ek raporu düzenleyen bilirkişinin sigorta eksperi olduğu, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık noktası olan depremin doğrudan etkilerinin hasara neden olup olmadığı konusunda değerlendirme yapabilecek jeoloji mühendisi bilirkişi tarafından rapor düzenlenmediği görülmektedir. Bu itibarla; her şeyden önce rapor düzenleyen bilirkişinin temel uyuşmazlık konusuyla ilgili uzmanlığı olmadığı açıktır. Karara esas alınan rapor uzman bilirkişiden alınmadığı ve yeterli bir rapor olmadığından, bu rapora dayalı olarak karar verilmesi eksik inceleme niteliğindedir.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu sigortalı konutun bulunduğu 8 katlı binada yer alan tüm konutlar için aynı gerekçelerle davacının tazminat talep ettiği ve her bir konuta ilişkin istemin farklı tahkim dosyasında incelendiği gözetilerek, dosyaların birbiri ile irtibatı da sağlanıp diğer dosyalarda alınmış raporların dosyaya kazandırılması ve binaya ait yapı ruhsatı- proje vs. belgelerin ilgili yerlerden temin edilmesinden sonra; konusunda uzman 1 jeoloji mühendisi, 1 inşaat mühendisi ve 1 sigorta hukukçusundan oluşan bilirkişi heyetinden (bina yıkım işleminin gerçekleştirilmemiş olması halinde yerinde inceleme de yapılarak), sigortalı konutun riskli ve ağır hasarlı olarak tespitine neden olan hasarlarının, davaya konu deprem olayının doğrudan etkisiyle mi yoksa binanın yapısal özellikleri (yapım eksiği) ile zaman içinde ortaya çıkan yapısal bozulmaları nedeniyle mi meydana geldiğinin tespiti, depremin doğrudan etkisiyle hasarın oluştuğunun saptanması halinde ZDS Genel Şartları ve ZDS poliçesi gereği davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 08/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.