YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16346
KARAR NO : 2021/10239
KARAR TARİHİ : 13.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; temlik eden … Bankası A.Ş ile dava dışı kredi borçlusu … Gemi Acenteliği … Çelik Ürn. Mob. İnş. Hizm. Org. San. Tic. Ltd. Şti arasında davalılardan … ve …’in kefaleti ile imzalanan genel kredi sözleşmeleri uyarınca, dava dışı borçlu … Gemi Acenteliği … Çelik Ürn. Mob. İnş. Hizm. Org. San. Tic. Ltd. Şti.’ne krediler kullandırıldığını, borcun ödenmemesi üzerine kredi veren banka tarafından, borçlular ve kefilleri hakkında Kocaeli 2. İcra Müdürlüğü’nün 2009/16580 sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, borçluların haczi kabil malı bulunmadığını ancak; davalı borçluların dava konusu taşınmazlarını davalı … Loj. İnş. Mot. Araç. Sos. Hizm. Tur. San. Tic. Ltd. Şti’ne devrettiğini, bu şirketin de davalı … Katılım Bankası A.Ş.’ye devrettiğini, yapılan bu satışları borçlarını ödememek için yaptıklarını belirterek, yapılan tasarrufların İİK 277-278 maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; borçlu hakkında dava açıldığı esnada İİK 277 maddesinde belirtilen kesin yada geçici aciz belgesinin alındığına dair bir vesikanın bulunmadığı, Finans kuruluşlarının borçları nedeniyle kredi çekme ihtiyacı içerisinde bulunan şirketin hissedarı üzerindeki gayrimenkulün şirketin finans gücünün artırılması ve kredibilitesinin yükseltilmesi maksadıyla, şirket adına devredilmesi gibi işlemlerinin bu yolla finans kuruluşlarından ve bankadan şirketin kredi limitlerinin ve kredibilitesinin artırılmasının temini yoluna gidilmesinin ticari hayatta tercih edilebilen yöntemlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava; İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
UYAP kayıtlarından davalı 4.kişi … Katılım Bankası A.Ş.’nin İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.11.2017 tarih, 2017/41 Esas 2017/942 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf istemini red ettiği ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 27.01.2020 tarih 2018/1539 Esas-2020/496 Karar sayılı ilamı ile Onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, TBK’nun 513. hükmü gereğince iflasın açılması ile vekilin temsil ve vekalet görevinin sona ermiş olması karşısında mahkemece iflas idaresinin usulüne uygun tebligatla davadan haberdar edilip, taraf teşkili sağlandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-İptal davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 105-143 md) bulunması gerekir. İİK’nun 105.maddesine göre haczi kabil malı bulunmadığına ilişkin haciz tutanağı; İİK’nun 143. maddesindeki aciz belgesi hükmündedir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, KDZ.Ereğli 1.İcra Müdürlüğü’nün 2011/255 sayılı talimat dosyasında; davalı borçlu …’in de hazır olduğu 16/03/2011 tarihinde yapılan hacizde; adreste borçluya ait haczi kabil menkul mala rastlanmadığı ve borçlu …’in; borcu ödeyecek imkanı olmadığını beyan ettiği, yine Kadıköy 4.İcra Müdürlüğü’nün 2012/288 sayılı talimat dosyasında; 22/02/2012 tarihinde yapılan hacizde; çevreden borçlular sorulduğunda, adresten taşındıklarının öğrenildiği, borçlu ve borçlulara ait haczi kabil menkul mal bulunamadığı belirtilmiştir. İcra dosyası kapsamında borçlu … ve …’e ait araçlara haciz konulduğu, ancak araçların eski olduğu ve üzerinde başka icra dosyalarından hacizler bulunduğu, bu hali ile davacının alacağını karşılama imkanının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle; 16/03/2011 ve 22/02/2012 tarihlerinde düzenlenen haciz tutanakları İİK’nun 105.maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğundan davanın esasına girilerek, taraf delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
3-Kabule göre de; mahkemece finans kuruluşlarına borçları nedeniyle kredi çekme ihtiyacı içerisinde bulunan şirketin, hissedarı üzerindeki gayrimenkulün şirketin finans gücünün artırılması ve kredibilitesinin yükseltilmesi maksadıyla, şirket adına devredilmesi gibi işlemlerinin ticari hayatta tercih edilebilen yöntemlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, İİK’nın 280/1.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemlerin, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği belirtilmiş olup, dosya içerisinde yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre, davalılardan borçlu …’in davalı 3.kişi … Lojistik İnş. Mot.Arç.Sos.Hizm.Tur.San.ve Tic.Ltd.Şti.’nin kurucu ortağı olduğu, davalı borçlu …’in de, … ile kardeş olduğu anlaşılmaktadır. Davalı borçlular ile davalı 3. kişi şirket arasında organik bağ olduğunun anlaşılmasına göre, davalı 3. kişinin davalı borçluların durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle; mahkemenin bu husustaki gerekçesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.