YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2081
KARAR NO : 2021/7150
KARAR TARİHİ : 20.10.2021
DAVASI : Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Asıl ve birleşen davada davacılar … … arkadaşları vekili Av. … tarafından, asıl davada davalı …, birleşen davada … Sigorta A.Ş. aleyhine 15/05/2009, 05/03/2013 günlerinde verilen dilekçeler ile trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen 09/01/2020 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi birleşen davada davalı …Ş. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 26.06.2006 tarihinde davalı …’in sevk ve idaresindeki… plakalı otomobil ile seyir halinde bulunan … plaka sayılı araca çarpması sonucunu müvekkilinin eşi … … ile çocuğu … …’nun ölümüne sebebiyet verdiğini belirterek davacı … için 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi, … ve … için 10.000,00’er TL manevi ve 5.000,00’er TL maddi olmak üzere toplam 45.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleştirilen 2013/123 Esas sayılı dosyada davacı vekili,aynı olay nedeniyle davalı … şirketine yapmış oldukları başvuru sonucunda müvekkilinin çocukları … … ve … … için ödeme yapıldığını, müvekkili davacı … için ise tazminat ödenmediğini, müvekkili …’nun kaza nedeniyle eşi ve oğlu… …’nu kaybettiğini, bu nedenle davacı … için 30.000,00 TL’lik destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …Ş. vekili, sorumluluklarının şahıs başına 57.500,00 TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin … …’nun vefatı için destekten yoksun kalma zararı olarak 12.367,00 TL ödeme yaptığını, aktüer tarafından yapılan hesaplamanın somut duruma ve hukuka uygun olup müvekkili şirketin bakiye bir sorumluluğunun kalmadığını, davacı yanın talep hakkının zamanaşımına uğradığını, Karayolları Trafik Kanunun 111. maddesinde “tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir” hükmünün olduğunu, davacı yana 26.11.2007 tarihinde ödeme yapıldığını ve davacının iki yıllık hak düşürücü süre içinde itiraz etmediğini, ödeme tarihi ile bilirkişi hesaplama tarihi arasındaki dönem için yapılan ödemeye yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak asıl davada; davacı … yönünden taleple bağlı kalınarak 100.382,55 TL maddi tazminatın 28/06/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’den tahsiline, davacılar … … ve … …’nun maddi tazminat taleplerinin kabulü ile; davacı … için 5.000,00-TL, … … için 10.000,00-TL, … için 10.000,00-TL manevi tazminatın 28/06/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, birleşen dava yönünden 100.382,55 TL’nin tahsilde tekerrüre yer verilmemek kaydıyla teminat limiti ile sınırlı olmak üzere birleşen dosya davalısı … Sigorta A.Ş.’den tahsiline karar verilmiş; hüküm, birleşen davanın davalısı … Sigorta A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre birleşen davanın davalısı … Sigorta A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Birleşen davada davalı …Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 45.) maddesi gereği destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için her şeyden önce destek alma hakkı olan kişinin, destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir. Bu itibarla; dul kalan eşin yeniden evlenmesi halinde ölenin desteğinden yoksun kaldığından bahsedilemez. Destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin hesaplama, bilinmeyen dönem için farazi bazı kriterlere göre yapılmakta ve dul kalan eş için yeniden evlenme ihtimalinin bulunması halinde belirlenen zarardan indirim yapılmakta ise de; dul eşin evlenip evlenmediği tespit edilebilir bir olgudur.
Somut olayda; mahkemece hükme esas alınan 23/11/2012 havale tarihli bilirkişi raporunda, olay tarihinde davacı eş …’nun 31 yaşında olduğu, anılan davacının evlenme ihtimalinin %20 olduğu belirlenmiş ve hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından bu oranda indirim yapılmıştır. Ancak, UYAP kayıtlarından davacı eş …’nun karar tarihinden önce 15/07/2015 tarihinde yeniden evlendiği anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, davacı …’nun eşinin ölüm tarihi ile kendisinin yeniden evlendiği tarih aralığı için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanması gerekirken muhtemel hayat süresine göre hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre hüküm kurularak
anılan davacı yönünden fazla miktarda maddi tazminata karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, birleşen davada davalı …Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …Ş.’ye geri verilmesine 20/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.