Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20510 E. 2013/5287 K. 21.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20510
KARAR NO : 2013/5287
KARAR TARİHİ : 21.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan …’in Karşıyaka 2. Bölge, Şemikler mahallesi pafta no … ada no:… parsel …’de kayıtlı bulunan 80/1154 arsa payına sahip Atakent Yalı’da bulunan dubleks villasını satışa çıkardığı ve müdahil ile … isimli şahsın aracı olması nedeniyle tanışan sanık …’ın müdahilin evine talip olduğu ve yapmış oldukları görüşme neticesinde söz konusu evi 350 bin YTL bedelle satın alınması konusunda müdahil ve sanığın şifai olarak anlaştıkları ve bilahare müdahilin söz konusu evini sanık …’a sattığı ve tapu da resmi memur huzurunda, resmi satış sözleşmesinin yapıldığı, bilahare söz konusu evin sanık … tarafından 21.12.2005 tarihinde
… isimli şahsa satıldığı, müdahilin evin tapusunun …’e devredildiği öğrenilince yapılan satış neticesinde parasını alamadığını beyan ederek C.Başsavcılığına dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunulması üzerine, sanık … hakkında kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmış ise de; katılanın tapu dairesinde aleni bir şekilde resmi görevliler önünde parasını alarak gayrimenkulü sattığı yolunda beyanda bulunup tapu satış sözleşmesini imzaladığı, 14.12.2005 tarihinde satış yapıldıktan bir hafta sonra 21.12.2005 tarihinde tapu üzerindeki 200.000 TL’lik ipoteği de kaldırdığı, katılanın parasını alamadığını, sanığın bankada parası olduğunu güvenerek tapuyu devrettiğini ileri sürmesine rağmen, bu durumun katılan tarafından kolayca bankadan öğrenebilecek olması karşısında, sanığın bu şekildeki beyanının basit bir yalandan öteye gitmediği ve denetleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte hileli haraket olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuk mahkemesinde çözülmesi gereken hukuki mahiyette bir ihtilaf olduğu, nitekim katılan tarafından sanık aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptal ve tescil davası açıldığı anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 21.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.