Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13448 E. 2013/17111 K. 11.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13448
KARAR NO : 2013/17111
KARAR TARİHİ : 11.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemi kullanarak kendisi veya başkası lehine hukuka aykırı yarar sağlamak
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Müşteki ve katılanların MSN programlarında mail adresleri kayıtlı olan ve açılışında hemen anlık iletiye geçebilen programın, sanık … ve sanık … tarafından şifreler kırılmak suretiyle ele geçirildiği, mail adresi sahibi imiş gibi anlık ileti gönderip, kendisinin o kişi olduğuna ikna edip, acil paraya ihtiyacı olduğunu söylediği, bu kapsamda; sanık …’nin katılan …’ın adresinde kayıtlı olan … isimli kişinin MSN şifresini kırdığı, …’e paraya ihtiyacı olduğuna dair MSN’den mesaj gönderdiği, katılanın da, arkadaşı …’ın parayı istediğini düşünerek cep bankacılığı aracılığıyla sanığa 500 TL gönderdiği ve sanığın verdiği telefona parayı gönderdiğine dair mesaj yazdığı, yine sanığın … isimli kişinin MSN şifresini kırıp kendini … olarak tanıtarak, MSN’de kayıtlı olan katılan …’e, “biri bana para gönderecek, benim hesabım yok, senin hesabını ver, arkadaşım parayı oraya göndersin” dediği, katılanın da hesap numarasını verdiği, 200 TL para …’den kendi hesabına gelince, bu parayı, aslında …’ya gönderdiğini düşünerek sanığın verdiği hesap numarasına gönderdiği, katılanın hesabına böyle tanımadığı kişilerden bir çok para transferleri yapıldığı, …’nın MSN şifresinin kırıldığı, parayı isteyen kişinin gerçekte … olmadığının ortaya çıkması sonucu, katılanın, …’nun kendi hesabına gönderdiği 200 TL parayı ona ödemek zorunda kaldığı, böylece zarara uğradığı, bu olayda, mağdur olan kişinin öncelikle … olduğu, katılanın da, başkasının dolandırılmasında aracı olarak kullanılarak dolandırıldığı, yine müşteki …’ın MSN şifresinin sanık tarafından kırıldığı, …’nin MSN adresinden, tanık …’ın MSN adresine mesaj geldiği, sanığın, tanığa cep bankacılığı kullanıp kullanmadığını sorduğu, tanığın kullanmadığını söylediği, sanığın, “bir arkadaşım para gönderecek, benim hesabım yok, senin hesabına göndersin” dediği ve bunu kabul eden tanığın kendisine gelen parayı gidip bankadan çektiği, sanığın, “… isimli bir arkadaşım parayı gelip senden alacak” dediği, kendisini … diye tanıtan ve daha sonra tanık ve arkadaşları tarafından teşhis edilen sanığın 500 TL parayı alarak uzaklaştığı, sanığın, katılan …’a MSN’den, …’a ait adresin MSN adresini kullanarak mesaj çekip para istediği, sanığın, katılana, kendi arkadaşı olan … hesabına parayı göndermesini istediği, katılan …’in de parayı …’ın hesabına gönderdiği, …’ın da parayı çekerek … olarak kendini tanıtan sanığa verdiği, burda zarara uğrayan kişinin katılan … olduğu, katılan …’ın sadece MSN şifresinin kırıldığı, …’den para istenmediği, yine … isimli kişinin MSN adresinin ele geçirilip şifresinin kırıldığı, müşteki …’e bu adres üzerinden sanığın mesaj göndererek para istediği, müştekinin de kendisine verilen … isimli kişinin hesabına 80 TL para gönderdiği, … isimli kişinin banka kartının aslında kızı tarafından kullanıldığı, sanığın bir şekilde bu hesaba ulaşarak parayı çektiği, müştekinin arkadaşı …’ın gerçekte para istemediğinin sonradan anlaşıldığı, yine müşteki …’in MSN adresinin ele geçirilip şifresinin kırıldığı, müştekinin işçisi olan tanık … isimli kişiden bu adres üzerinden mesaj gönderilerek para istendiği, tanığın, parayı patronu müşteki …’ye gönderdiğini düşünerek internet bankacılığı aracılığıyla sanığın verdiği … isimli hesaba 650 TL para gönderdiği, hesap sahibinin banka kartının sanık tarafından kullanıldığının anlaşıldığı, katılan …’nun, arkadaşı …le mesajlaştığını düşünerek internette konuşmaya başladığı, gerçekte sanığın … isimli kişinin MSN şifresini ele geçirdiği, sanığın, katılandan cep bankacılığı aracılığıyla para göndermesini istediği, katılanın bu şekilde göndermeyi denediği ama beceremediği, bunun üzerine sanığın, arkadaşı …’nin hesabına göndermesini istediği, katılanın da internetten bu hesaba 150 TL gönderdiği, bu şekilde sanığın bilişim sistemlerini araç olarak kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği, yine aynı sanığın aynı yöntemlerle 14/03/2005 tarihinde müşteki …’den 155 TL haksız menfaat temin ettiği, sanık …’ün ise, 17/03/2005 tarihinde müşteki …’dan ve 30/09/2004 tarihinde müşteki …’tan haksız menfaat temi ederek dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında müşteki …’e yönelik, bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemi kullanarak kendisi veya başkası lehine hukuka aykırı yarar sağlamak suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık … hakkında 14/03/2005 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. Maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Sanık … hakkında, şikayetçiler … ve …’a yönelik, bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemi kullanarak kendisi veya başkası lehine hukuka aykırı yarar sağlamak suçu nedeniyle verilen temyiz talebinin reddi kararına yönelik ve sanık … hakkında …, …, …, …, … ve …’e yönelik işlenen nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık …’ün yokluğunda verilen 01/12/2010 gün ve 2007/420 esas ve 2010/536 karar sayılı kararın 21/01/2011 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, sanığın tebliğ tarihinden üç gün sonra 24/01/2011 tarihinde mahkemeye hitaben yazmış olduğu dilekçeyi Sivas Ağır Ceza Mahkemesi yerine Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği, ilgili savcılık tarafından 2011/734 muhabere numarası ile dilekçenin mahkemesine gönderildiği, dilekçenin süresinden sonra mahkemeye ulaştığı, Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan başvurunun merciide yanılma olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla ve tebliğnamedeki düşme düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Sanık, müşteki ve katılan beyanları, bilgisayar kayıtları, Telekomünikasyon yazıları ve tüm dosya kapsamına göre suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararlarında ve 03/02/2011 tarihli temyiz talebinin reddi kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … ve sanık … ile müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında şikayetçi …’a yönelik Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
a-Sanık hakkında, şikayetçi …’a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçu nedeniyle açılan bir kamu davasının bulunmadığı, …’a yönelik, TCK’nın 244/2. maddesi kapsamında açılan dava sonucunda, mahkemenin “ceza verilmesine yer olmadığına” dair karar verdiği, bu kararın da temyiz kapsamı dışında bulunduğu dikkate alınarak, iddianamede, davaya konu edilmeyen …’a karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı yargılama yapılarak hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 225/1. maddesine aykırı davranılması,
b-Kabule göre de; müşteki …’ın MSN şifresinin sanık tarafından kırıldığı, …’nin MSN adresinden, tanık …’ın MSN adresine mesaj geldiği, sanığın, tanığa cep bankacılığı kullanıp kullanmadığını sorduğu, tanığın kullanmadığını söylediği, sanığın, “bir arkadaşım para gönderecek, ama benim hesabım yok, senin hesabına göndersin” dediği, bunu kabul eden tanığın kendisine gelen parayı gidip bankadan çektiği, sanığın, “… isimli bir arkadaşım parayı gelip senden alacak” dediği, kendisini … diye tanıtan ve daha sonra tanık ve arkadaşları tarafından teşhis edilen sanığın 500 TL parayı alarak uzaklaştığı, böylece sanığın, katılan … ‘a, …’ın MSN’sini kullanarak mesaj çekip para istediği, sanığın, …’e, kendi arkadaşı olan … hesabına parayı göndermesini istediği, …’in de söylendiği şekilde parayı …’ın hesabına gönderdiği, …’ın da parayı çekerek … olarak kendini tanıtan sanığa verdiği, burda zarara uğrayan kişinin katılan … olduğu, …’ın sadece MSN şifresinin kırıldığı ve bu kişinin MSN adresi kullanılarak katılan …’den para istendiği, …’den para istenmediği, bu nedenle …’ye yönelik hileli bir hareket olmadığı gibi bu kişinin olay nedeniyle herhangi bir zararının da bulunmadığı, bu nedenle bu kişiye yönelik eylem nedeniyle dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı dikkate alınarak sadece …’e karşı olan eylem nedeniyle sanığın cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde …’a yönelik eylem nedeniyle de nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.