Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21360 E. 2013/5117 K. 20.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21360
KARAR NO : 2013/5117
KARAR TARİHİ : 20.03.2013

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme,Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar Verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur.Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur.Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır.Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır.Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur.Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır.Cebir,kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır.Cebrin sınırı,kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır.Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir.Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Somut olayda; Olay tarihinde kimlik kontrolü yapan müşteki görevli polis memurlarının suça sürüklenen çocuktan kimliğini istedikleri, kimliğinin olmaması nedeniyle hakkındaişlem yapılacağının kendisine söylendiği, suça sürüklenen çocuğun ‘siz kimsiniz beni alamazsınız’ diyerek müştekilere fiziksel müdahalede bulunarak ittirdiği ve kaçtığı, kovalamaca sonucunda yakalandığı ancak hakkında işlem yapılmasını engellemek amacıyla polislere fiziksel müdahalede bulunduğu, etkisiz hale getirildiği ve ekip otosuna bindirildiği, ekip otosunda iken tekrar kaçmaya çalıştığı, ve “siz görürsünüz, bunun hesabı size sorulur, ben aşiret çocuğuyum” diyerek müştekilere tehditlerde bulunduğu polis aracının camını kırarak zarar verdiği anlaşılmakla görevi yaptırmamak için direnme ve mala zarar verme suçlarının sübut bulduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
1-Görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla kişiyle işlenmemesi karşısında suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan cezanın 5237 sayılı TCK’nın 265/3.maddesi ile arttırılması suretiyle fazla ceza tayini,
2-Suça sürüklenen çocuk hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” suçundan kurulan hükümde, tek fiille birden fazla kamu görevlisine karşı gerçekleşen eylemde, teselsül koşulları bulunduğu halde TCK’nun 43.maddesinin uygulanmaması,
3-Sanığın yargılama sürecindeki davranışları,geçmişi olumlu olarak değerlendirilerek hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümde TCK’ nın 62. maddesi uygulandığı halde, bu kez görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükümde aynı hususlar olumsuz olarak değerlendirilerek TCK’ nın 62. maddesinin uygulanmasının yer olmadığına karar verilmek sureti ile gerekçede çelişkiye yol açılması,
4-Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğinin 20/1-7. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği taktirde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.