Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9933 E. 2013/18037 K. 20.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9933
KARAR NO : 2013/18037
KARAR TARİHİ : 20.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi,TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir.Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14 de,Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri,aynı yasanın Madde 124 de
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55 – Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır.Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir.Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanıklar … ve …’in Küçükçekmece İkitelli Organize Sanayi Sitesinde faaliyet gösteren … … Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti ünvanını kullanarak, müşteki …’dan 15.000 TL.’lik plastik boru, kaynak makinesi, katılan …’den 97.000 TL. değerinde inşaat malzemesi, katılan …’tan 89.750 TL. değerinde ısıtıcı, katılan …’tan 26.000 TL. değerinde inşaat malzemesi, katılan …’dan 45.000 TL. değerinde tesisat malzemesi, katılan … …’dan 26.000 TL. değerinde elektrik malzemesi, katılan …’den 45.000 TL. değerinde inşaat malzemesi, katılan … …’den 35.450 TL. değerinde hırdavat malzemesi ve müşteki …’dan 14.000 TL. değerinde bilgisayar, DVD player, fotoğraf makinesi aldıkları ve karşılığında 09.04.2007 tarihinden sonrası için düzenlenen çekleri verdikleri, bir kısım borçları ise açık hesap olarak bıraktıkları, ancak ilk çekin vadesi gelmeden, aldıkları ticari malların tamamını elden çıkartarak faaliyet merkezini boşaltıp ortadan kayboldukları, tahsil amacıyla şirket faaliyet yerine gelindiğinde işyerinin kapatılmış ve tamamen boş olarak terk edildiğinin anlaşıldığı böylece sanıklar … ve …’in müşteki ve katılanlara yönelik eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluştuğuna ilişkin kabul ile sanık
…’in diğer sanıklar … … ve …’le ve adı geçen şirket ile herhangi bir ilişkisinin olmadığı ve diğer sanıkların dolandırıcılık eylemlerine iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesi ile hakkında beraat kararı vermesine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, O Yer C.Savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve … … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından sırasıyla adli para cezasına ilişkin “50 gün” ve ”1000 TL” adli para cezası teriminin tamamen çıkartılarak yerine,sırasıyla “5 gün” ve ”100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.