Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/380 E. 2013/2937 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/380
KARAR NO : 2013/2937
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanık … hakkında mağdur …’a karşı 06/09/2005 tarihinde işlediği dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın, daha önceden eşinin vefat ettiğini bildiği yaşlı bir insan olan mağdur …’a, tanıdığı bir bayan bulunduğunu, bu bayan ile kendisini evlendirebileceğini söyleyerek mağduru ikna ettikten sonra diğer sanık … ile tanıştırması, sanıkların hazırladıkları mizansen çerçevesinde sanık …’nın mağdurun akrabaları ile tanışmak üzere bir kafede buluşmaları, kafeye gelen iki şahsı sanığın mağdura eniştesi ve ev sahibi olarak tanıtıp bahsi geçen şahıslara borcu bulunduğunu, ödemesi halinde evlenebileceklerini söylemesi, mağdurun şahıslara 1.000,00 TL para vermesinin ardından sanığın bankada işinin olduğunu söyleyerek kafeden ayrılmak istemesi, mağdurun gelini olan tanık …,’in sanık ile birlikte gitmesi ancak sanığın tanığı da atlatarak ortadan kaybolması şeklinde gelişen olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2)Sanıklar …, … ve … hakkında katılan …’e karşı işledikleri dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;
03.03.2005 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK.nun 223/8.maddesi gereğince sanıklar hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 19.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.