YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67974
KARAR NO : 2013/11420
KARAR TARİHİ : 19.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın Adına kayıtlı … plaka sayılı aracını satış için internet üzerinden ilan verdiği, ilanı gören sanık …’ın araca alıcı olarak katılanı aradığı ve 29250 TL bedel üzerinde anlaştıkları ve aracı satın almak üzere katılanı Ankara’ya davet ettiği ve katılanın eşi… ile birlikte Ankara’ya geldikleri, sanığın katılan ve eşini … Mah. …/1 Sokaktaki bir konuta götürdüğü, burada misafir ettiği, bu sırada sanığın diğer sanık …’ı da konuta çağırdıktan sonra kendisinin aracın parasını temin amacıyla kuyumcudan altın bozduracağını söyleyerek konuttan ayrıldığı, sanık …’ın katılanı araçla birlikte aracın devir işlemlerinin yapılması için Altındağ 1. Noterliğine götürdüğü, burada telefonla sanıklardan …’ı arayarak noterde beklemesini istediği, sanık …’ın noterde katılan ve …’ı bekleyerek evrakları alıp, alım satım işlemlerine ilişkin işlemlerin yapılmasında yardımcı olduğu, bu esnada katılanın telefonla bir kaç kez sanık …’ı arayarak aracın parasını sorduğu, sanık …’ın paranın hazır olduğunu, herhangi bir sorun olmadığını
söylemesi üzerine katılanın Ankara Altındağ 1. Noterliğinin 27/09/2010 tarih ve 14778 yevmiye nolu araç satış sözleşmesi ile kendisine ait … plaka sayılı aracın satışını sanık …’a yaptığı, ancak bedelini alamadığı, bunun üzerine katılan ve sanıklar … ve …’ın noterden ayrılarak tekrar başlangıçta gitmiş oldukları konuta gittikleri, dışarıda bulunan sanık …’ın kısa bir süre eve uğradığı ve parayı kısa bir süre içinde temin edeceğini söyleyerek dışarı çıktıktan sonra katılana ait aracın sanık … ve … tarafından bulunduğu yerden alınarak daha sonradan sanık …’ın yanında geçici olarak çalışan yakını sanık …’ı da alarak sanıklardan …’ın sahibi ve yetkilisi olduğu … Otomotiv isimli iş yerine gittikleri, başlangıçta sanık …’ın oğlu olan sanık … ile muhatap oldukları, akabinde yapılan pazarlık sonucu aracın 22000 TL ye satışı hususunda anlaşma sağladıkları ve aynı gün yani saat 17:45 sıralarında Altındağ 7. Noterliğine gittikleri ve sanık …’ın aynı gün herhangi bir para ödemeden katılandan sözleşme ile satın aldığı aracı Altındağ 7. Noterliğinin 18845 yevmiye nolu araç satış sözleşmesi ile sanık …’a satışını gerçekleştirdiği, 20000 TL parayı peşin aldığı,bu süreç içinde katılanın telefonla dışarıda bulunan …’ı arayarak paranın temin edilip edilmediğini sorduğu ve en son görüşmede sanık …’ın parayı temin ettiğini, ayrıca öğretmen olan katılan ile eşi için rapor temin ettiğini söyleyerek Dışkapı Hastanesinde beklediğini söylemesi üzerine katılan ve eşinin sanık … tarafından belirtilen buluşma noktasına gittikleri, ancak sanık …’ın buluşma noktasında bulunmadığı ve telefonu da kapattığının iddia edildiği somut olayda;
1-Sanıklar …,… ve … hakkında kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanıkların atılı dolandırıcılık suçuna iştirak ettiklerine dair mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar …,… hakkında kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
Kararın gerekçe bölümünde sanıkların üzerlerine atılı suçun niteliği,suçun işleniş şekli,sanıkların benzer yöntemlerle bir çok kişiyi dolandırmaları, suç konusunun önem ve değeri gerekçe
gösterilerek temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiği anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir,
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’ nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi,
Sanık …’ın adli sicil kaydındaki mahkumiyetlerinin tekerrüre esas alınamyacağı gözetilmeden, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Bozmayı Gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan sanık … hakkındaki hüküm fıkrasının 5237 sayılı TCK’nın 58.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hükümden çıkartılması,”sanık …’ın Mersin 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.08.2007 gün ve 2007/894 Esas, 2007/645 Karar sayılı tekerrüre esas mahkumiyeti nedeni ile hükmolunan cezasının 5237 sayılı TCK’nın 58/6-7 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına”denilmek suretiyle, diğer yönleri doğru olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında kurulan hüküm bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanığın, sanıklar … ve …’la birlikte suç işleme kararı ile fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 37. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde aynı yasanın 39.maddesindeki yardım eden olarak kabulü ile eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş,temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.