YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22393
KARAR NO : 2013/1938
KARAR TARİHİ : 04.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, nitelikli hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanıklardan …’ın Menemen Belediye Başkanı’nın şoförü olduğu, kredi borçlarının bulunması nedeniyle maddi sıkıntı içerisinde olması nedeniyle kendisini oto sanayiden tanıdığı diğer sanık …’e belediyenin para dolu kasası olduğunu, kasadaki paraları çaldıkları takdirde hayatlarının kurtulacağını söylediği ve 10/01/2012 tarihinde sanık …’in cezaevinden tahliye olduğunu öğrenmesi üzerine …’e …’i çağırttığı, aynı hırsızlık teklifini …’e de yaptığı, …’e “cezaevinden yeni çıktın, cebinde beş kuruş paran yok, belediyeyi soyalım, ben sana tüm olanakları sağlarım, girişin kolay olur, pencereyi ben açarım, tornavidayı pencereye sürttür, zorlama izi oluşsun” dediği ve sanık …’in de daha önceden tanıdığı suça sürüklenen çocuk …’e belediye binasındaki çelik para kasasını soyacaklarını, bu işi kendisine belediye başkanının makam şoförünün ayarladığını söyleyerek bu hırsızlığı birlikte yapma teklifinde bulunduğu, kendisinin de kabul ettiği, olaydan bir gün önce …’ın diğer sanıklara belediyeye nereden girip çıkacaklarını, kasanın nerede olduğunu, çelik kasanın çok kalın olduğunu, ancak oksijen tüpü ile açılabileceğini söylediği ve kroki çizerek suçun işlenmesine yardımda bulunduğu, sanıklar … ve …’in yanlarına suça sürüklenen çocuk …’i de alarak, 14/01/2012 tarihinde gece saat 23:00 sıralarında belediyeye, ruhsatı …’a kayıtlı olan … plaka sayılı Ford Taunus marka araçla geldikleri, araca oksijen tüpü, şalamayı da koydukları, …’in gözcülük yaptığı, suça sürüklenen çocuk … ve sanık …’in ise içeriye …’ın tarif ettiği şekilde girdikleri, daha sonra …’ten oksijen tüpünü getirmelerini istedikleri, …’in de … ve …’in girdiği yere oksijen tüpünü götürdüğü, sanık … ve suça sürüklenen çocuk …’in oksijen kaynağı ile çelik kasayı yakarak açtıkları ve yaklaşık iki saat sonra toplam 291.040,63 TL’lik parayı çuvala koyarak belediyeden ayrıldıkları, hırsızlık eylemini gerçekleştiren sanıklar ile suça sürüklenen çocuk …’in hep birlikte sanıklardan …’in eniştesi olan sanıklar … ve …’nın evine gittikleri, sanık …’in, yaptıkları hırsızlığı anlatarak yaklaşık 2.500 TL civarında banknot ve poşet içerisinde bozuk parayı onlara verdiği, suça sürüklenen çocuk …’e 600 TL, …’e de 10.000 TL para verdiği, geceyi burada geçirdikleri, ertesi gün akşam eski … kavşağındaki “…” isimli birahanede sanıklar … ve … ile suça sürüklenen çocuk …’in buluştuğu daha sonra …’ın da geldiği, …’in …’a 12.000 TL para verdiği ve akabinde ayrıldıkları, sanık …’in suça konu paraları evde kimse olmadığı bir saatte iki ayrı 5 litrelik bidon içerisine gazeteye sarıp bunları da bir çuval içerisine koyarak ikametinin bahçesinde bulunan ceviz ağacının dibine gömdüğü ve üzerini kapattığı, daha sonra suça sürüklenen çocuk …’in itirafta bulunması sonucu sanıkların yakalandığı, sanık …’in paraları sakladığı yeri göstermesi üzerine kamera çekimi ile yerden 50 cm. derinlikte çukur içerisinden naylon çuval içinde deste halinde toplam 250.400 TL paranın çıkartıldığı, sanık …’ın evinde yapılan aramada ise 9600 TL. bulunduğu, daha sonra 2.400 TL parayı da Belediyenin hesabına yatırarak makbuzu dosya arasına koyduğu, …’dan 1872 TL, sanık …’in üst aramasında ise 490 TL. ele geçirildiğinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında suç eşyasını satın alma veya kabul etme suçundan hükmolunan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasını geri
bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 Sayılı CMK’ nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanık … hakkında hırsızlık, kamu malına yakarak zarar verme, işyeri dokunulmazlığını ihlal; sanık … yönünden suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak sanık … müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3-Sanıklar …, … ile suça sürüklenen çocuk … haklarında hırsızlık, kamu malına yakarak zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından hükmolunan mahkumiyet kararlarına yönelik katılan vekili ile sanıklar ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği yasal tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, 5237 sayılı TCK.da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, yasal tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden Kanun’un 40.maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. TCK’nın 38.maddesinde düzenlenen azmettirme, belli bir suç işleme hususunda henüz bir düşüncesi olmayan kişide, bir başkası tarafından suç işleme kararının oluşmasının sağlanmasıdır. Eğer kişi daha önceden suçu işlemeye karar vermiş ise, bu takdirde azmettirme değil, artık TCK’nın 39/2.maddesi kapsamında “manevi yardım” söz konusu olacaktır. Azmettiren konumundaki kişinin kasten hareket etmesi gerekir. Bu kastın, failde belli bir suçu işleme konusunda karar oluşturmayı, suçun bu kişi tarafından işlenmesi hususunu ve azmettirilen suçun kanuni tanımındaki unsurlarını kapsaması gerekli olmasına karşın eylemin yer ve zamanı ile işleniş tarzına ilişkin ayrıntıların belirlenmesine gerek yoktur.
Bu bilgiler ışığında sanık …’ın, sanıklar … ve …’e çalışmış olduğu belediyenin kasasında yüklü miktarda para bulunduğunu, o parayı çaldıkları takdirde hayatlarının kurtulacağını, geceleyin güvenlik görevlisinin bulunmadığını, kendisinin binanın arka tarafındaki emlak servisi penceresini önceden açık bırakacağını, buradan binaya girebileceklerini, ancak pencerede sürtünme izi oluşturarak zorla girildiği izlenimi verilmesini, kasanın çok kalın olması nedeniyle ancak oksijen tüpüyle açılabileceğini belirtip sanıklara kroki çizerek, fiili ve mağduru somut olarak belirtmek suretiyle; henüz suç işleme düşüncesi olmayan sanıklar … ve …’in suç işleme kararı almalarını sağlaması nedeniyle, üzerine atılı tüm suçlardan TCK.nın 38.maddesi hükümleri gereğince asli failler gibi cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, eyleminin diğer sanıklara yardım etme niteliğinde olduğundan bahisle TCK.nın 39.maddesi gereğince indirim yapılmak suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
b) Sanık …’in, sanık …’ın haberi olmaksızın daha önceden tanıdığı suç tarihinde 15-18 yaş grubu arasında bulunan ve algılama yeteneği bulunan suça sürüklenen çocuk …’e belediye binasındaki çelik para kasasını soyacaklarını, bu işi kendisine belediye başkanının makam şoförünün ayarladığını söyleyerek bu hırsızlığı birlikte yapma teklifinde bulunmak suretiyle, daha önceden suç işleme düşüncesi bulunmayan suça sürüklenen çocuğun bu suçları işleme kararı almasını sağlayarak suça azmettirdiği, dolayısıyla hem azmettiren hem de suça doğrudan katılma şeklinde sorumluluğun bulunduğu, her iki halin mevcudiyeti halinde en ağırından cezalandırılması gerektiği ve TCK.nın 38/2.maddesi gereğince çocukların suça azmettirilmesi durumunda ceza artırımına gidilmesi gerektiğinden hareketle; sanık hakkında azmettirme hükümleri uyarınca cezasının anılan madde uyarınca artırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Sanık … tarafından azmettirildiği anlaşılan suça sürüklenen çocuk …’in, faili belli olmayan somut olayda, kendiliğinden işlenen suçu aydınlatacak ve azmettirenleri saptamaya yarayacak nitelikte eksiksiz beyanları olduğu gözönünde bulundurularak, azmettirenin belli olmaması halinde kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan fail hakkında indirim yapılmasını öngören TCK’nın 38/3.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun karar yerinde tartışılmaması,
d) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, yine Yargıtay CGK.nın 24.04.2012 tarih ve 2011/2-461 Esas ve 2012/168 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, işyeri dokunulmazlığının ihlali suçu özgürlük aleyhine suçlardan olup, suçla korunan hukuki yarar, insan kişiliğinin serbestçe ortaya konabilmesi ve gelişebilmesi için zorunlu olan özel ikamete ayrılmış yerlerin huzuru, sükunu ve güvenliğidir. Böylelikle, kişilere özel kullanıma ayrılmış yerlerde başkalarının müdahalelerinden uzak, özgürce yaşama hakkı tanınması amaçlanmıştır. Bu çerçevede somut olayda; oluşan katılan kurumunun zararının hırsızlık ve kamu malına zarar verme suçlarına ilişkin olup, işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturan eylem nedeniyle oluşmuş bir maddi zarardan bahsedilemeyeceğinden, 5271 sayılı CMK.nın 231.maddenin 6.fıkrasının (c) bendindeki koşul aranmaksızın bu suçla ilgili yargılama sonucunda sabıkası bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanma koşullarının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, işyeri dokunulmazlığı suçu yönünden zararın giderilmediğinden bahisle yazılı şekilde 5271 sayılı CMK.nın 231.maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili, suça sürüklenen çocuk ile sanık müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.