Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/65440 E. 2013/9549 K. 23.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65440
KARAR NO : 2013/9549
KARAR TARİHİ : 23.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, sahibi olduğunu belirttiği … plakalı aracı katılana ait … plakalı araçla takası ve katılanın ona üste para vermesi konusunda anlaştıkları, sanığın katılandan aldığı ileri sürülen vekaletnameyle takasa konu aracı Tekin Y. adlı şahsa sattığı, katılanın edimlerini yerine getirmesine ve sanıktan teslim aldığı aracı kullanmaya başlamasına rağmen noterden devri vermekten imtina edip, muvazaalı bir şekilde senet düzenleterek icraya verilmesini sağlayıp katılanın elindeki aracı haciz yoluyla muhafaza altına aldırarak haksız yarar sağlaması eyleminin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
1-Sanık ve müdafiinin aşamalardaki değişmez anlatımlarında genel olarak; “… plakalı, sanığın oğlu … adına 06.12.2006 tarihinde kaydedilmiş aracın satışı için … Oto Galeri sahipleri İbrahim-…’e bırakıldığını, katılanın onlara kendi adına kayıtlı … plakalı aracı takaslayıp üste para vererek … plakalı aracı teslim almış olduğunu, katılanla muhatap olmadığını ondan para alıp aracı takasa konu edip teslim etmediğini, herhangi bir vekaletname almadığını, galericilerin üste aldıkları parayı kendisine teslim etmediklerini, oğlu …’in gerçek borcu nedeniyle Nurcan Mete’ye verdiği senetlerin muvazaa olmaksızın icra takibine konulması sonrası … ve…plakalı araçların haczedilip muhafaza altına alındığı, oğlunun kendisine verdiği 23.02.2007 tarihli vekaletnamesi bulunduğunu, katılanın sahibi olduğu … palakalı aracı 24.01.2007 tarihli “kat’i satış sözleşmesiyle” noterden(vekalet verdiği… vasıtasıyla) sattığını…” savunmuş bulunmakla; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak; … Oto Galeri işleticileri İbrahim-…’ün, katılanın vekalet verdiği bildirilen…’ın, 07.06.2007 tarihli şikayet dilekçesinde ve 03.11.2008, 19.11.2008 tarihli savunma dilekçelerinde isimleri verilen kişilerin hangi konuda bilgileri olduğu sorularak gerektiğinde usulünce iddia; savunmalar doğrultusunda tanık olarak dinlenmeleri, tüm vekaletnamelerin ilgili noterlerden teyid ettirilmesi, … plakalı aracın suç tarihi itibariyle tescil bilgilerinin dosyaya intikalinin sağlanması, … 2. İcra Dairesi’nin 2007/446 E no’lu dosyasının getirtilip incelenmesi,…plakalı aracın benzer bir adli olay konusu olup olmadığının soruşturulması, toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Kabule göre de;
a-5083 sayılı Kanun’un 1.maddesiyle 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca adli para cezalarının Türk Lirası (TL) olarak ifade edilmesinde zorunluluk bulunması,
b-TCK’nun 53/3.maddesi uyarınca 1.fıkranın (c) bendinde yer alan “kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından” koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilebileceği nazara alınmaksızın yazılı şekilde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.