Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66560 E. 2013/10281 K. 03.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66560
KARAR NO : 2013/10281
KARAR TARİHİ : 03.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in sahibi olduğu 19.500 metreye tekabül eden arazisinde devlet hastanesi yapılacağından il idare kurulunca alınan istimlak kararı gereğince kısmen kamulaştırılma yapılmak üzere 27.03.2000 tarihli kıymet takdir komisyon raporu düzenlendiği, kısmen istimlakin yetersiz kalacağından işlemlere devam edilmeyip, Osmaniye İl Daimi Encümenliği’nce alınan yeni bir kamulaştırılma kararı üzerine ikinci kez kıymet takdir raporu düzenlendiği, sanığın maliki olduğu ve daha öncesinde bir bölümü istimlak edilen suça konu taşınmazında henüz işlem kesinleşmeden ve taşınmazın mülkiyeti idareye geçmeden taşınmaz üzerinde bulunan soğanları kaldırıp ikinci kıymet takdir raporunun düzenlendiği 10.07.2000 tarihinden önce 400 adet zeytin fidanı diktiği, oluşan yeni duruma göre, komisyon üyelerince yerinde gözlem yapılarak yeniden takdir kıymetine gidildiği, sanığın takdir edilen meblağı yeterli bulmayıp, vekili aracılığıyla suça konu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu, çevre konumu itibariyle taşınmazına daha fazla kıymet takdir edilmesi gerektiğinden bahisle Osmaniye Asliye Hukuk Mahkemesi’ne bedel artırım davası açtığı, açılan davada suça konu 400 zeytin ağacına değinilmediği, mahkeme tarafından verilen kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nce suça konu yerin kapama zeytinlik olduğu ve dekar başına hesaplama yapılıp elde edilecek net gelire kapitalizasyon faizi uygulanarak belirlenmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulduğu, bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporlarında artırılması gereken meblağın 74340,00 TL olduğunun mütalaa edildiği, ancak davacı vekilinin 18.09.2001 tarihli dilekçe ile dava sürecinin uzamaması için 41250,00 TL’yi kabul ettiklerini belirttiklerinden ve hukuk mahkemelerinde talepten fazlasına hükmedilemeyeceğinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, taraflarca temyiz edilmeyen hükmün 31.07.2007 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı olayda; sanığın maliki olduğu suça konu taşınmazda henüz istimlak işlemi kesinleşmeden ve taşınmazın mülkiyeti idareye geçmeden taşınmazda bulunan soğanları kaldırıp 400 adet zeytin fidanı dikerek mülkiyetten kaynaklanan tasarruf yetkisini kullanması nedeniyle yasaya aykırı bir fiilinin bulunmadığı gibi, ikinci kıymet takdiri raporu düzenleyen komisyon üyelerinin araziye dikilen zeytin fidelerini görerek buna göre bir hesaplama yapmaları üzerine sanığa ödemede bulunulduğu, düzenlenen kıymet takdir raporunda, fiyatlandırmanın yeni dikilmiş zeytin fidanları üzerinden yapıldığının açıklandığı, kaldı ki, sanık ile vekilinin Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen bedel artırım davasında, suça konu zeytin ağaçlarına yönelik herhangi bir taleplerinin de bulunmadığı, ancak bozma ilamı gereğince suça konu arazideki zeytin ağaçlarının değerinin tespitine yönelik işlemlere başlanıldığı, bu şekilde sanığın suça konu taşınmazla ilgili olarak dava açmasının tek başına suç teşkil eden bir eylem niteliğinde olmadığı, taraflar arasında ihtilaflı olan konunun yargıya taşınmasından da anlaşılacağı üzere sanığın kendisinin haklı olduğu inancıyla hareket ettiği ve eylemin taraflar arasında gerçekleşen hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu hususları gözetilerek nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı dikkate alınarak verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 03.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.