Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66552 E. 2013/10282 K. 03.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66552
KARAR NO : 2013/10282
KARAR TARİHİ : 03.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’ın 2004 yılı doğrudan gelir desteği başvurusuna ilişkin olarak kendisine 14.10.2005 tarihinde ödenen mazot ve gübre desteğine ilişkin eylemi nedeniyle dolandırıcılık suçundan açılan kamu davası ile ilgili olarak zamanaşımı süresi içerisinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Sanık … hakkında hükmolunan ceza miktarlarına nazaran, müdafisinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. Maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
1-Sanık … hakkında 2001, 2002, 2003 yıllarına ilişkin eylemleri nedeniyle dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık …’e atılı dolandırıcılık suçlarının tarihleri olan 20.02.2002, 21.07.2003, 28.01.2004, 24.03.2005; sanık … yönünden ise, 22.04.2004’ten temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Sanıklar … ve … hakkında 2004 ve 2005 yıllarına ilişkin; sanık … hakkında ise 2005 yılına ilişkin eylemi nedeniyle dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklar … ile …’ın, … köyü sınırları içerisinde bulunan 163 ve 173 no’lu taşınmazlarda tapu malikinin muvafakati ile 2004 ve 2005 yıllarında mısır ektiklerini iddia ederek İlçe Tarım Müdürlüğü’nden doğrudan gelir desteği ile gübre ve mazot desteği talebinde bulundukları, bu sebeple sanıklara düzenlemiş olduğu belgelerden dolayı mısır ektiği kabul edilerek; sanık …’ye 2004 yılı başvurusu için verilen 50.93 TL doğrudan gelir desteğinin 19.10.2005 tarihinde ve 2005 yılı başvurusuna istinaden düzenlenen hak ediş raporuna göde 2.194,34 TL’nin 27.04.2006 tarihinde yasal kesintiler yapıldıktan ödendiği, sanık …’a ise, 2004 yılı için 30.06.2005 tarihinde 375,00 TL mısır destekleme pirimi ile 14.10.2005 tarihinde 80,23 TL doğrudan gelir desteği farkının verildiği, 2005 yılı mısır ürünü için ise 2865,55 TL mısır destekleme priminin 27.04.2006 tarihinde yasal kesintiler yapıldıktan sonra ödendiği, ancak bir ihbar üzerine başlatılan soruşturma üzerine Ziraatçı ve Kadastro bilirkişisince mahallinde 21.02.2007 tarihli tespitte; davaya konu 163 ve 173 sayılı taşınmazların zemininde 15-16 yaşlarında narenciye ağaçlarının bulunduğu, dolayısıyla bu parsellerin tapuda tarla vasfında olmalarına karşın zeminde narenciye bahçeleri olduğunun saptandığı, Kozan İlçe Tahkim Komisyonu’nca verilen 02.03.2007 tarih ve 2007/7 sayılı kararla sanıklara ödenen paraların faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği, bu karar doğrultusunda adı geçen sanıklarca doğrudan gelir desteği primi olarak alınan paraların faizler ile birlikte iade edildiği, sanık …’ın ise, 2004-2005 yılları arasında isim benzerliğinden faydalanarak Kozan merkeze bağlı … Köyünde bulunan … oğlu … adına tapuda kayıtlı 31 ve 58 no’lu 14500 metre kare ve 48500 metrekarelik taşınmazları, kendi taşınmazlarıymış gibi göstererek, bu parseller üzerinde 2001-2005 yıllarında tarımsal faaliyette bulunduğunu beyan ederek doğrudan gelir desteği primi almak için …’ne müracaatta bulunduğu, bu başvurular üzerine sanığa 2005 yılı doğrudan gelir desteği hak edişi olan 575 TL’nin 04.01.2006 tarihinde; 2004 yılı ve 2005 yılı mazot ve gübre desteği olarak 352 TL’nin 15.12.2006 tarihinde ödendiği, sanığın da aynı şekilde almış olduğu paraları yasal faiziyle birlikte iade ettiği, bu şekilde haksız menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-TCK’nın 158/1-son maddesi uyarınca hapis cezasının alt sınırının 3 yıldan az olamayacağı gözetilmeden, sanıklar hakkında temel cezanın 2 yıl olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
2-5237 Sayılı TCK’nın 158/1. madde ve fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde, suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirleneceği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
3-Sanıkların bizzat pişmanlık göstererek zararı tazmin etmiş olmaları karşısında, TCK’nın 168. maddesinde belirtilen koşulların oluştuğu gözetilmeden yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle indirim maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi suretiyle sanıklara fazla ceza tayini,
4-Suçtan doğrudan doğruya zarar gören hazine vekilinin katılma talebi hakkında karar verilmediği halde şikayetçi yararına sanıklara vekalet ücreti yüklenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi gereğince sanıkların kazanılmış haklarının gözetilmesine, 03.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.