YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11137
KARAR NO : 2013/11470
KARAR TARİHİ : 19.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Temyiz harcı tahsiline dair 6217 Sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13. ve 492 Sayılı Harçlar Kanununun 1/a bendinin, Anayasa Mahkemesinin 29/12/2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 20/10/2011 gün ve 2011/154 esas, 2011/142 sayılı kararı ile iptal edildiğinden ve inceleme tarihi itibariyle de temyiz harcı alınamayacağından, mahkemenin 15.06.2011 tarihli temyiz harcı ödenmemesi nedeniyle temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikayetçinin oğlu olan tanık … ile Antalya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda aynı koğuşta kalan sanığın, tahliye olduktan sonra kendi yazdığı mektubu … tarafından yazılmış gibi şikayetçiye götürerek oğlundan mektup getirdiğini söylediği, mektupta …’ın kendisinden 300 TL para aldığını, bunun karşılığında 4 adet güvercin ile …’a ulaştırılmak üzere telefon kartı ve kameralı saatini vermesi gerektiğini yazdığı, şikayetçinin de mektubun oğlu tarafından yazıldığı düşüncesiyle güvercinleri ve oğluna ait kameralı saat ile cep telefonunu sanığa verdiği, daha sonra ziyaret için ceza evine gittiğinde oğlu …’ın kendisine böyle bir mektup göndermediğini öğrendiği şeklindeki olayda; sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın adli sicil kaydında yer alan Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14.05.2010 tarih ve 2010/66 E, 2010/328 K sayılı ilamının tekerrüre esas olduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19.06.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.