YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67847
KARAR NO : 2013/11451
KARAR TARİHİ : 19.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıklardan İsmail’in 03.01.2007 tarihinde katılanı arayarak kendisini … olarak tanıttığı ve elinde 1.700-1.800 adet altın kılınç ve altın sürahi bulunduğunu, bunları Denizli’de satamadıklarını bu konuda kendilerine yardımcı olmasını istediği katılanın güvenmemesi üzerine altın sikkelerin fotoğraflarını cep telefonuna mesaj olarak gönderdiği ertesi gün katılanın Denizli’ye gelerek sanıklar ile buluştuğu,burada sanıkların ellerinde bulunan siyah poşet içerisindeki altın görünümlü sikkeleri katılana gösterdikleri ve katılanın rastgele elini poşete sokup numune olarak bir altın sikkeyi aldığı sanıkların katılandan 30.000 TL istedikleri katılanın ise 23.500 TL verebileceğini söylediği, katılanın aynı gün Mersin’e döndüğü ve sikkeyi kuyumcuya gösterdiği sikkenin gerçek altın olduğu ortaya
çıkınca Denizli’ye gelerek sanıklarla görüştüğü ve sanıklara 23.500 TL’yi verdiği, sanıkların parayı alır almaz poşeti katılana vererek oradan uzaklaştıkları daha sonra katılanın Mersin iline gidip poşet içerisindeki altın sikke görünümlü eşyaları kuyumcuya gösterdiğinde söz konusu sikkeleri sahte olduğunun ortaya çıktığı anlaşılmakla dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlarin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün”, “83 gün”,ve ” “1660 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”,”4 gün”ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.