YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67043
KARAR NO : 2013/10460
KARAR TARİHİ : 05.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan …’nun yetkili temsilcisi olduğu … Tekstil Turizm Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nde çalışan sanık …’in, borçlarını ödemekte sıkıntıya düşmesi üzerine, katılanın iş yerinin kasasında muhafaza ettiği ING Bank Adana/Barkal Şubesine ait 0001337 seri nolu çeki 01.02.2010 keşide tarihli, 4000 TL bedelli olacak biçimde; 0001357 seri nolu çeki 02.02.2010 keşide tarihli, 7000 TL bedelli olacak biçimde; … Kuzey Adana Şubesine ait B5091530 seri nolu çeki 09.11.2009 keşide tarihli, 5350 TL bedelli olacak biçimde; B5091532 seri nolu çeki 05.11.2009 keşide tarihli, 5000 TL olacak biçimde; B5091533 seri nolu çeki ise 03.11.2010 keşide tarihli, 4000 TL bedelli olacak biçimde doldurup, katılan yerine imzaladıktan sonra borçlu olduğu …’ye verdiği, sanık …’ın 05.08.2009 tarihinde katılana gönderdiği e-maıl ile durumu anlatmasını müteakip olayla ilgili olarak resmi şikayette bulunulmasından sonra mezkur çeklerle ilgili olarak ilgili bankalara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ödemeden men talimatı verileceğini tahmin eden sanık …’ın, bu kapsamda elinde bulunan Ing Bank Adana/Barkal Şubesine ait iki adet çekle ilgili olarak anılan banka şubesinin müdürü olan sanık … ve pazarlama yetkilisi olan sanık …’la görüşerek mevcut durumu anlatıp, iki çekin bankaya ibrazında vaki savcılık yazılı talimatlarına rağmen hesap durumunun kontrol edilip ödeme yapılmasını talep etmesi sonrası, sanıklar Akın ve …’ın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından önceden yazılmış olan 10.09.2009 ve 08.02.2010 günlü yazılara rağmen, 10.02.2010 tarihinde … tarafından tahsil edilmesi için ibraz edilen ING banka ait 4.000 TL’lik çek ile aynı bankaya ait 7.000 TL’lik çekle ilgili olarak sahte çek işlemi yapmaları gerekirken bunu yapmayıp hesap durumuna baktıktan sonra mezkur iki çeki gerçek çek kabul edip karşılıksız çek işlemine tabi tutarak yasa gereği her bir yaprak için bankanın ödemesi gereken 500’er TL’yi …’e ödedikleri iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda;
1- Sanıklar … ve … hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
ING Bank Adana/Barkal Şubesine ait 0001337 seri nolu 01.02.2010 keşide tarihli, 4000 TL bedelli ve 0001357 seri nolu 02.02.2010 keşide tarihli, 7000 TL bedelli çeklerin bankaya ibrazında, Türk Ticaret Kanununun 711/3. maddesinin 5838 sayılı Kanunun 32. maddesi hükmü ile 28.02.2009 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırıldığından, çek hesap sahiplerinin ödemeden men talimatı vermelerinin hukuken olanaklı olmadığı, bu talimatın tedbir kararı ile yargı organlarınca verilmesi gerektiği, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 10.09.2009 ve 08.02.2010 tarihli yazılarının çekin gerçek veya sahte olması durumuna göre ikili bir ayrım yaptığı, çekin gerçek olduğunun anlaşılması halinde 3167 sayılı Kanuna göre işlem yapılması, sahteliğinin tespiti halinde ise çeki ibraz edenin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilerek mahal polis merkezine bilgi verilmesinin istenildiği, bu yazıların ödemenin durdurulması yönünde bir tedbir kararı içermediği, ibraz edilen çek yapraklarının gerçek olup keşideci imzasının da kayıtlardaki imza ile örtüşmesi üzerine çeklerin karşılıksız çek işlemine tabi tutularak yasa gereği her bir yaprak için bankanın ödemesi gereken 500’er TL’nin ödendiği anlaşılmakla; banka şube müdürü olan … ile pazarlama yetkilisi olan sanık …’un, dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını işlemek kastıyla hareket ettiklerine dair mahkumiyetlerine yeterli kanıt bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
…’nin 17.03.2010 ve 12.04.2010 tarihli kolluk ifadelerinde, sanık …’in suça konu çekleri kendisine borçları nedeniyle bir seferde getirip verdiğini belirttiği halde, mahkemedeki ifadesinde, sanığın çekleri farklı zamanlarda verdiğini beyan etmesi karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, işlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması ve bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerektiği de gözetilerek, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından …’nin ifadeleri arasındaki çelişkinin giderilip, sanığın suça konu sahte çekleri aynı anda veya değişik zamanlarda verip vermediği kesin olarak tespit edildikten sonra, sonucuna göre TCK’nın 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.06.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.