YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21769
KARAR NO : 2013/5906
KARAR TARİHİ : 01.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi de gözetilerek CMUK’un 318.maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılan … ile bir süre gayri resmi olarak birlikte ticaret ile uğraştıkları, birlikte çalıştıkları sırada alışverişlerinde, müştekinin daha önceki işi nedeni ile …,… şubesinde kendi adına açtırmış olduğu hesabından almış olduğu çek karnesindeki çekleri kullandıkları, katılan … ile sanığın ticari ortaklığına son vererek birlikte çalışmayı bıraktıkları, sanığın …’a ait çek karnesini bir şekilde ele geçirdiği, katılanın bilgisi ve rızası dışında suça konu çekleri tanzim ettiği ve katılanın resmi vekaleti olmadan ve imzasını taklit ederek attığı, tanzim etmiş olduğu bu sahte çeklerin arkasını kendi ciro ederek …’a verdiği ve mal aldığı, onunda 8.000 TL bedelli ve 9.000 TL bedelli çekleri ticari ilişki sonucu katılan …’a ve 9.500 TL bedelli çeki ise müşteki …’e verdiği, suça konu çeklerin bankaya ibrazında karşılıklarının bulunmadığı, arkalarının yazıldığı, yapılan icra takibinde de imzaya itiraz edildiği olayda;
1-Sanığın katılan … ile birlikte çalıştıkları ve bu dönemde katılan … yerine bir çok kez çek keşide ederek imzaladığı yönündeki savunması, katılan …’ın suça konu çeklerle ilgili bankaya çalıntı veya kayboldukları yönünde bir başvurusunun bulunmadığının anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, katılan …’ın sanığın habersizce aldığını iddia ettiği çek defterinde bulunan çeklerin akıbeti ile ilgili bankaya yazı yazılarak çeklerin akıbetinin araştırılması, varsa asılları getirtilerek çeklerdeki imzaların kim tarafından atıldığının tespiti, suça konu çeklerin verildiği …’ın tanık sıfatıyla beyanı alınarak sanığa çek karşılığında satış yapıp yapmadığının ve malları kime teslim ettiği hususlarının belirlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayını gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/06/2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK’nın 43/1.maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut suça konu çeklerin …’a aynı anda mı yoksa farklı zamanlarda mı teslim edildiği hususu belirlenmeden TCK’nın 43.maddesinin uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.