YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20821
KARAR NO : 2013/6907
KARAR TARİHİ : 15.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanığın üzerine atılı sahtecilik suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2)Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, karşılıksız çek nedeniyle işlem yapamadığından nüfus cüzdanındaki anne, baba adı ve doğum tarihini farklı yazarak kendi nüfus cüzdanının renkli fotokopisini çekerek sahte fotokopi nüfus cüzdanı oluşturduğu, İŞ Bankası … şubesinden bu nüfus cüzdanının fotokopisi ve aynı şekilde kardeşi … ’a ait vergi levhasının fotokopisini çekerek isim hanesine kendi ismini yazarak fotokopi şeklindeki vergi levhasını bankaya ibraz ederek ticari kredi aldığı şeklinde
gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna ve sahtecilik suçunun yasal unsuru oluşmadığına ilişkin mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Katılan …Ş.’nin 06/06/2008 tarihli yazısında ”borcun bir bölümünün ödendiği” şeklindeki bildirim karşısında, katılan vekiline 5237 sayılı TCK’nın 168/4.maddesi kapsamında kısmi ödemeye rızası olup olmadığının sorulup sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/2.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)5237 sayılı …nun 158.maddesinin 1.fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde, adli para cezasının tayininde takdir olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız yararın iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanunun 52. maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, doğrudan haksız elde edilen yararın iki katının esas alınması,
3)Sanıklar hakkında TCK’nun 158/1-j maddesi gereğince sonuç ceza 3 yıl hapis cezası olarak belirlendikten sonra aynı Yasanın 62.maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken hesap hatası sonucunda 2 yıl 6 ay yerine 2 yıl olarak ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.