YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23284
KARAR NO : 2013/6478
KARAR TARİHİ : 09.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, tanık … vasıtasıyla tanıştığı katılanın emeklilik hakkını kazanamadığını öğrenmesi üzerine; kendisini Çine Emniyetinde polis olarak tanıttığı ve “senin emeklilik işlemlerini hallederim, bunun için 510,00 TL’ye ihtiyaç var, bu parayı verirsen seni emekli yaparım” diyerek 510,00 TL parasını aldığı ve emeklilik işlemleri için bir kısım belgeler imzalattığı, katılanın fotoğraflarını almak için ertesi gün geleceğini söylediği ancak bir daha gelmediği şeklinde gelişen eylemin, dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığa kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde TCK.nun 61.maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 365 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükümde yer alan 5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin uygulamasıyla ilgili paragrafın çıkarılarak yerine 5237 sayılı Kanunun 53. maddesi 1. fıkrasının a, b, d, e bendinde yer alan haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesi 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan koşullu salıvermeye kadar yoksun bırakılmasına cümlesi eklenmesi; TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca kurulan hükümde yer alan 365 gün adli para cezasının 5 gün olarak tayin edilmesi ve aynı kanunun 52/2 maddesine göre sonuç adli para cezasının 100 TL’ye indirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.