Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18656 E. 2013/2433 K. 11.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18656
KARAR NO : 2013/2433
KARAR TARİHİ : 11.02.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, katılan …’nun kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle, Nüfus Müdürlüğü’ne düzenlettirdiği sahte nüfus cüzdanıyla … Bankası Ankara Maltepe Şubesine giderek banka görevlisine hesapta para olup olmadığını varsa çekeceğini söylediği, banka görevlisinin bu kimliğe göre sorgulama yaparak katılana ait hesapta bulunan 8.000 US Doları ödediği, sanığın katılanın hesabında bulunan 500 Doları da şüphe çekmemek amacı ile katılanın vadesiz hesabına aktardığı, bu şekilde bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın sahte nüfus cüzdanı talep belgesi ile gerçeğe aykırı nüfus cüzdanı almaktan ibaret eyleminde sahtecilik suçunun teselsül ettiği gözetilip TCK’nın 43.maddesi gereğince artırım yapılmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın hesabında 8554 US doları bulunmasına rağmen sanığın bu paranın 8000 US dolarını çekerek menfaat temin etmesi karşısında, mahkemenin TCK.nın 158/1-f maddesinin uygulanması yönündeki kabulüne göre; adli para cezasının belirlemesine ilişkin hesaplamasının doğru olduğu gözetilerek, bu konuda bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Bankaların etkin işlevi bulunan çek, hesap cüzdanı, dekont gibi maddi varlıklarının kullanılması halinde, bankanın vasıta kılınarak dolandırıcılık suçunun oluşacağından hareketle; sanığın sahte olarak düzenlettirdiği nüfus cüzdanıyla katılanın banka hesabından para çekmesi şeklinde gerçekleştiği anlaşılan olayda, bankanın maddi bir varlığının kullanılmaması ve ödeme vasıtası olması nedeniyle işlenen dolandırıcılık suçunda araç olarak kullanılmadığı, ancak kamu kurumu olan nüfus müdürlüğünün maddi varlıklarından sayılan sahte nüfus cüzdanı kullanılarak mağdurun dolandırıldığı anlaşılmakla; eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde öngörülen “kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.