Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15989 E. 2013/2360 K. 11.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15989
KARAR NO : 2013/2360
KARAR TARİHİ : 11.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret, Kamu Malına Zarar Verme, Kamu Görevlisine Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; sanığın, hükümlü olarak kaldığı cezaevinde, koğuş arkadaşı olan katılanlar ile tartıştığı ve katılanlara hitaben ana avrat sinkaflı hakaret ettiği, diğer hükümlüler tarafından sakinleştirilmeye çalışıldığı sırada yemekhanenin kapısına tekme atarak kırdığı, infaz koruma görevlilerin müdahalesi ile koğuştan çıkarıldığı, geceyi başka yerde geçirmesi gerektiği söylenince infaz koruma memurlarına hitaben sinkaflı hakaretler ettiği ve görüş yapılan kabinin camına kafa atarak kırdığı, eline aldığı cam paralarıyla da kendini yaraladığı olayda, hakaret, kamu malına zarar verme ve kamu görevlisine hakaret suçlarının oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.06.2011 tarih ve 2011/9-88-116 sayılı kararına göre, sanığın tekerrüre esas başkaca mahkumiyeti bulunmasına karşın, geçmiş hükümlülüğü tekerrüre esas alınarak sanık hakkında hükmolunan cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükümlerin bu nedenle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden CMUK’nın 322.maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümdeki TCK’nın 58.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkarılarak yerine “Sanığın Erzincan Sulh Ceza Mahkemesi’nin 10/02/2009 tarihli, 755-70 sayılı 13/03/2009 tarihinde kesinleşen kararına konu 6 ay hapis cezası ile mükerrir olduğu anlaşıldığından TCK’nın 58.maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca aleyhe değiştirmeme ilkesi gözetilerek 5275 sayılı Kanunun 108/2maddesi gereğince mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın Çayırlı Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2004/83 E. 2005/16 K. Sayılı ilamına konu olan 4 ay hapis cezası esas alınarak belirlenmesine” cümlesinin hükme eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.