Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23691 E. 2013/6901 K. 15.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23691
KARAR NO : 2013/6901
KARAR TARİHİ : 15.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanık …’nın katılanlar … ve …’nun eşi ile birlikte ortak zeytinyağı ticareti yapmak üzere anlaştıkları, ortaklıklarını resmiyete dönüştürdüklerinde sanık …’nın eşi …, … ve …’nun şirket ortağı olarak gösterildikleri ve buna göre ana sözleşmenin yapıldığı, her ortağın şirketin işleri hususunda ayrı ayrı yetkili kılındığı, fiili olarak şirketin işleri ile sanık … ve …’in ilgilendikleri, bir süre sonra şirketin faaliyetini durduğu, sanık …’nın temyize gelmeyen diğer sanık … ile birlikte şirketin diğer ortaklarının bilgisi dışında şirkete ait 3 adet tank ve bir adet yağ çekme makinesini …’a 4,500. YTL’ye sattığı, yine şirkete ait bir kısım zeytinyağını da sattığı, bu hususta fatura düzenlediği, ancak satıştan elde edilen bedeli şirket hesabına geçirmediği, iddia olunan olayda;
Şirket ortaklarının 05/11/2001 tarihinde aldığı kararda her birinin menkul ve gayrimenkulleri satın almaya ve satmaya ve diğer tem işlemlerde ayrı ayrı yetkili kılındığı, resmiyette şirket ortağı olarak sanığın eşi olan …’nın gözükmesine karşın gerçekte sanık …’in tüm işleri yönettiği hususunun diğer ortaklarca da kabul edildiği, sanığın şirket borçlarından dolayı hakkında takip başlatıldığını, evini satarak bir kısmını kendi cebinden karşıladığını, şirketin borçlarını kapatmak için diğer ortak …’in rızasıyla suça konu demirbaşları sattığını beyan ettiği ve tanık … ’ın bu hususu doğruladığı, yaptığı işlemlerin tümünde fatura düzenlendiği ve şirket kayıtlarına geçirildiği, sanığın şirketin fiili olarak kapanmasına karşın yapılan yağ satımını kendi parasıyla yaptığını,

Defterdarlık Sosyal Tesisler Müdürlüğüne yapılan satımın kendisinin değil ortağı Fatma’nın eşi tarafından yapıldığını beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, sanık hakkında yapılan icra takiplerine ilişkin takip dosyaları ve şirkete ait tüm ticari defterler ile ilgili fatura ve evrakların getirtilerek suça konu dönemde şirketin aktif ve pasif malvarlığının tespiti ile sanığın uhdesinde para bulunup bulunmadığı ve şirket adına yaptığı harcamaların tespiti açısından bilirkişi raporu aldırılıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Sanığın şirket ortağı eşi için herhangi bir yetkilendirme ve sözleşme olmaksızın şirket işlerini yaptığı nazara alındığında, 5237 sayılı TCK’nın 155/1.maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde TCK.nun 61.maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 90 gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15/04/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.