Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18652 E. 2013/19173 K. 04.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18652
KARAR NO : 2013/19173
KARAR TARİHİ : 04.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hüküm fıkrasındaki sanık … hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin kararın, 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesi kapsamında, kamu davasını sonuçlandıran hüküm niteliğinde olmaması nedeniyle, temyizinin olanaklı bulunmadığı anlaşılmakla, bu konudaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık, her iki sanık hakkında da resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararlarına yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi ,nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır.Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
02.06.2009 tarihli iddianamede sanık …’nin, … Sigorta Şirketi’nin yetkilisi olan şikayetçi …’a ait çek yaprağını rızası dışında ele geçirip 130.000 TL bedelli çek olarak keşide ettikten sonra Akbank T.A.Ş.’den kredi çekmek için teminat olarak verdiği ve bu şekilde nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği ; bu kamu davasıyla birletirilen 31.07.2008 tarihli iddianamede ise, sanık …’nin, bankadan kredi alabilmek için işyeri komşusu olan diğer sanık …’tan teminat olarak verilmek üzere çek istediği, sanık …’ın da yetkilisi olduğu … Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. adına keşide edilmiş 130.000 TL bedelli çeki verdiği, sanık …’nin kredi borcunu ödeyememesi üzerine yapılan takipte suça konu çekteki imza ve yazıların her iki sanığın eli ürünü olmadığının belirlendiği, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde bilerek sahte çek keşide edip kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda; dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre çekteki yazı ve imzaların sanıkların eli ürünü olmaması karşısında, sanıkların sahte çek düzenledikleri veya sanık …’nin bu çekin sahteliğini bilerek kullandığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 04/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.