Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/8451 E. 2022/1019 K. 14.02.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8451
KARAR NO : 2022/1019
KARAR TARİHİ : 14.02.2022

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Hüküm : Davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.434,05 TL maddi, 90.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 05/07/2004 tarihinden işletilecek yasal faiz ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine

Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/204 Esas – 2008/25 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının ticaret maksadıyla uyuşturucu madde bulundurma, satma, nakletme, satılmasına aracılık etme, devretme suçundan 02.07.2004–01.02.2007 tarihleri arasında 944 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 18.04.2008 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun’da öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla;
Davacının 150.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece; 43.750,60 TL maddi, 7.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmesi üzerine dairemizce yapılan incelemede; manevi tazminat miktarının eksik olduğu, derdest dosya olup olmadığı husunda araştırma yapılması gerektiği, davacının, Almanya Federal Cumhuriyetinde bulunan şirketi kendi adına kayıtlı şahıs şirketi olup, aynı zamanda şirketinde çalışan durumunda bulunduğunun ileri sürülmesi ve şirketin hangi bölümünde ne sıfatla ve hangi pozisyonda ne kadar ücret karşılığında çalıştığını belgelendirmemesi nedeniyle, öncelikle davacının Almanya Federal Cumhuriyetine sabit bir geliri veya almakta olduğu bir ücretin bulunup bulunmadığı araştırılarak, tutuklanması nedeniyle mahrum kaldığı gelirinin tespit edilmesi halinde bu miktarın, tespit edilememesi halinde ise ülkemizde çalışan bir işçiye ödenen aylık asgari ücret miktarının maddi tazminat hesabına esas alınması gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulması üzerine yerel mahkemece duruşma açılıp, 15.434,05 TL maddi, 90.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmakla;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin ve davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı sürelere ilişkin olarak tutuklu kaldığı dönemde geçerli olan 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplama yapılarak 9.170,35 TL’nin maddi tazminat olarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapılarak belirlenen miktarın hükme esas alınması suretiyle maddi tazminatın fazla tayini,
2-Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması,
3-Gerekçeli karar başlığında, dava türü olarak, “466 sayılı kanun gereğince tazminat” yerine, “Haksız gözaltı/tutuklama nedeniyle tazminat” olarak gösterilmesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 14.02.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.