Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23887 E. 2013/6894 K. 15.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23887
KARAR NO : 2013/6894
KARAR TARİHİ : 15.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, yetkilisi olduğu … İnşaat Taahhüt Ltd. şirketi için eşantiyon malzeme yaptırmak istediği, bunun için sanıklara ait … firmasıyla anlaştığı, yapılan hizmetin karşılığı olarak 19.801,64 TL’yi …’a ödemiş olmasına rağmen, sanıkların daha sonraki bir tarihte … adına 10.01.2007 tarihli fatura düzenlendikleri, faturada teslim edenin …, teslim alanın ise … olduğunun göründüğü, sonrasında da bu faturadaki parayı ödemediği gerekçesiyle, katılan hakkında 29. İcra Müdürlüğü’nde fatura tutarında ilamsız takip başlattıklarının iddia edildiği olayda; sanıklar tarafından düzenlenen … logolu faturadaki tarihin 10.01.2007 olduğu, katılanın şirketine ait muavin defterinde de faturanın
14.01.2007 tarihi itibariyle kayıt altına alındığının anlaşıldığı, katılanın beyanlarında, ilk ödemeyi 25.01.2007, son ödemeyi ise 05.02.2007 tarihinde yaptığını iddia ettiği, dolayısıyla faturanın ödeme tarihinden sonra düzenlendiğine dair bir herhangi delil elde edilemediği gibi, faturadaki teslim alan kısmında … isminin yanlışlıkla yazılmış olabileceğinin imkan dahilinde olduğu, yine, katılanın sanık …’a parayı ödediği, diğer sanıkların da bundan haberdar oldukları, ancak bir araya gelemedikleri için kesin hesap çıkartamadıkları yönündeki savunmasının aksinin ispat edilememesi hususları gözetilerek, sanıklarla katılan arasındaki ilişkinin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu ve menfaatin elde edilmesine yönelik bir hilenin bulunmaması nedeniyle suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle, sanıklar hakkında verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Katılma talebi hakkında duruşmada hazır bulunan sanıklar ve müdafilerine diyeceği sorulmadan katılma kararı verilmek suretiyle CMK’nın 238/3 maddesine muhalefet edilmiş ise de, sanıkların ve müdafilerinin, katılma talebine karşı itirazda bulunmayıp esasa ilişkin savunma yaptıkları dikkate alınarak, sonuca etkisi bulunmayan bu husustan dolayı bozma talep eden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 15.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.