Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/5825 E. 2021/12374 K. 13.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5825
KARAR NO : 2021/12374
KARAR TARİHİ : 13.12.2021

MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … Kadastro Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş olup, bu kez taraf vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sırasında, … ili … ilçesi Ulupınar Mahallesi çalışma alanında bulunan 499 parsel sayılı 40.737,17 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve krokisinde (A), (B), (C), (D), (E) harfi ile gösterilen kısımların kullanımsız, F, G ve H harfi ile gösterilen kısımların ise yol olarak kullanıldığı şerhi yazılarak, taşlık ve çalılık vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı … ve arkadaşları, taşınmazı zilyetlik devir senedi ile satın aldıkları ve satın alanların taşınmaz üzerinde kendilerine ait olan kısımda fiili kullanımlarının bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli 499 parselin tespit gibi taşlık ve çalılık vasfıyla davalı Hazine adına tapuya tesciline, parsel hakkında 3402 sayılı Kanun’un ek 4.maddesine göre yapılan kadastro tespitindeki gibi işlem yapılarak, beyanlar hanesindeki tüm şerhlerin aynen korunmasına karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak; davacı …, …, … ve …’in davalarının ayrı ayrı reddine, davacı …, … ve … ın davalarının ayrı ayrı kabulüne, davacılar …, …, …, … ve …’nin davalarının ayrı ayrı kısmen kabulüne, çekişmeli 499 parsel sayılı 40.737,17 metrekare yüzölçümlü taşınmazın beyanlar hanesinde yer alan “6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır” şerhi muhafaza edilerek diğer kullanımsız olduğu belirtilen şerhlerinin iptaline ve dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine bilirkişilerin müşterek tanzim ettikleri 02.10.2017 tarihli rapor ve krokide “A harfi ile gösterilen 1.596,27 metrekare yüzölçümlü bölüm kullanımsızdır”, “C harfi ile gösterilen 6.738,08 metrekare yüzölçümlü bölüm kullanımsızdır”, “D harfi ile gösterilen 1721,89 metrekare yüzölçümlü bölüm kullanımsızdır”, “M harfi ile gösterilen 6.432,02 metrekare yüzölçümlü bölüm kullanımsızdır”, “L harfi ile gösterilen 9.331,82 metrekare yüzölçümlü bölüm kullanımsızdır”, “F harfi ile gösterilen 1.474,91 metrekare yüzölçümlü bölüm yol olarak kullanılmaktadır”, “G harfi ile gösterilen 3.530,28 metrekare yüzölçümlü bölüm yol olarak kullanılmaktadır”, “H harfi ile gösterilen 50,30 metrekare yüzölçümlü bölüm yol olarak kullanılmaktadır”, “B1 ile gösterilen 673,40 metrekare yüzölçümlü bölüm … oğlu …’ın kullanımındadır.”, “B2 ile gösterilen 718,00 metrekare yüzölçümlü bölüm … kızı …’in kullanımındadır.”, “B3 ile gösterilen 824,64 metrekare yüzölçümlü bölüm … kızı …’un kullanımındadır.”, “B4 ile gösterilen 837,08 metrekare yüzölçümlü bölüm … kızı …’nin kullanımındadır.”, “B5 ile gösterilen 318,19 metrekare yüzölçümlü bölüm … oğlu …’ın kullanımındadır.”, “B6 ile gösterilen 475,93 metrekare yüzölçümlü bölüm … oğlu …’ın kullanımındadır.”, “J1 ile gösterilen 470,66 metrekare yüzölçümlü bölüm … oğlu …’ın kullanımındadır.”, “J2 ile gösterilen 817,79 metrekare yüzölçümlü bölüm İmam Bakır oğlu …’ün kullanımındadır.”, “J3 ile gösterilen 1.786,26 metrekare yüzölçümlü bölüm … kızı …’un kullanımındadır.” ve “J4 ile gösterilen 2.939,65 metrekare yüzölçümlü bölüm … oğlu …’ın kullanımındadır.”, şerhlerinin yazılmasına karar verilmiş, bilahare tashih şerhi ile hükmünün “A” maddesinin satırında ” Davalı …’in istinaf başvurusu yönünden” şeklinde yazılarak maddi hata yapıldığı belirtilerek bu kısmın HMK 304/1 maddesi gereğince ” Davacılar vekili Av. … yönünden” şeklinde düzeltilmesine, “B” maddesinin 15. Satırında “B3 ile gösterilen 824,64 m² yüzölçümlü bölüm … kızı …’un kullanımındadır.”, şeklinde yazılarak maddi hata yapıldığı belirtilerek bu kısmın HMK’nin 304/1 maddesi gereğince “B3 ile gösterilen 824,364 metrekare yüzölçümlü bölüm … kızı …’un kullanımındadır.” şeklinde düzeltilmesine ve hükmün bu şekilde tashihine karar verilmiş ve iş bu karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1. Davacılar vekilinin redde ilişkin hükme yönelen temyiz itirazları yönünden;
a) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre davacılar vekilinin aşağıdaki bentte gösterilen hususlar dışında kalan ve redde yönelen sair temyiz itirazları yerinde değildir.
b) İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş ve hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince yapılan istinaf incelemesi sonunda, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden hüküm kurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nin 353/(1)-b maddesinde yer alan “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesi uyarınca, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilerek yeniden hüküm kurulması gereken hallerde, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve hükmün tamamen yeniden kurulması gerekir. Bölge Adliye Mahkemeleri, bir yandan hukuki denetim yapan mahkemeler iken, diğer yandan vakıa incelemesi de yapan mahkemelerdir. İlk Derece Mahkemelerince yapılan vakıa incelemesi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yerinde bulunmadığı takdirde, İlk Derece Mahkemesi kararı bütünüyle ortadan kaldırılmalı ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde yeniden bir hüküm kurulmalıdır. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesi söz konusu olabileceği gibi, HMK’ nin 297. ile 359. maddelerine aykırı olarak infazda tereddüde de sebebiyet verilebilecektir. Keza, İlk Derece Mahkemesi kararı hakkında kısmen esastan ret, kısmen kabul kararı verilip, sadece kabul olunan kısım yönünden kararın kaldırıldığı hallerde, böyle bir kararın bozulması durumunda bozma sonrası davaya bakacak mahkeme konusunda da belirsizlik ortaya çıkabilecektir.
Bu nedenle somut olayda, yukarıda açıklandığı şekilde istinaf başvurusunun kabul edildiği durumda öncelikle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi halinde de tüm talepler bakımından yeniden hüküm kurulması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacılar vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile HMK’nin 353/(1)-b.2 maddesine göre İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verildiği halde, yeniden kurulan hükümde davacı … ve …’ın talepleri yönünden yeniden hüküm kurulmaması usul ve yasaya uygun düşmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Davalı Hazine vekilinin davanın kabulüne ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava, kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir. 3402 sayılı Kanun’un Ek-4.maddesi, “6831 sayılı Orman Kanunu’nun 20.06.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanun’la değişik 2 nci maddesi ile 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlar’la değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanun’un 11’inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir.” hükmünü içermektedir. “Kullanım Kadastrosu” olarak isimlendirilen bu çalışmanın amacı, 2/B sahalarını, fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsellere ayırmak ve bu taşınmazları 2/B alanı olarak Hazine adına tescil ederken, taşınmazlar üzerinde tespit günü itibariyle fiili kullanımı bulunanları ve muhdesatları tespit ederek tapunun beyanlar hanesinde göstermektir. Bu maddeye dayanılarak açılacak davalarda kabul kararı verilebilmesi için öncelikle davacı tarafın taşınmazı kullandığının ispat edilmesi gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen kullanan kişilerdir.
Somut olayda; davacılar, dava konusu taşınmaz bölümlerinin kendi fiili kullanımlarında bulunduğunu ileri sürerek dava açmış iseler de, İlk Derece Mahkemesi tarafından, 29.04.2016 tarihinde mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenen tespit bilirkişileri, taşınmaz bölümleri üzerindeki ziraai ve inşai muhdesatların tespit gününden sonra dikildiğini ve yapıldığını, tespit tarinden sonra taşınmaz bölümleri üzerinde davacılar tarafından teraslama çalışmalarının yapıldığını; dinlenen diğer kişiler ise, taşınmazların, davacılar tarafından satın alınmasından önceki sahibi tarafından tarımsal amaçlı olarak kullanıldığını beyan etmişlerdir. Yine İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan ziraat bilirkişi raporunda, taşınmazların taşlık ve kayalık olduğu, tarımsal faaliyet yapılmadığı belirtilmiş olup rapora ekli fotoğraflarda da taşınmaz bölümleri üzerinde ekonomik amaca uygun kullanım bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, kullanım kadastrosu tespitinin 2015 yılında yapılmış olduğu göz önüne alındığında, kadastro tespiti sırasında taşınmaz bölümlerinin davacılar tarafından kullanılmadığının belirlenmiş olması karşısında; İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının doğru olduğu anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince aksi düşünceyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1-a.) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin redde ilişkin hükme yönelen sair temyiz itirazlarının reddine; (1-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar … ve …’ın talepleri yönünden hüküm kurulmaması sebebiyle davacılar vekilinin, (2) numaralı bentte açıklanan anılan nedenlerle davalı Hazine vekilinin kabule ilişkin hükme yönelen temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre … ve … ile ilgili talepler bakımından diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde davacılara iadesine, dosyanın … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.